<?xml version="1.0" encoding="latin5"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[ıllılı.ıl.lı.. ÖSSTİME ..ıl.lı.ıllılı YGS &#x26; LYS - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://www.osstime.com/</link>
		<description><![CDATA[ıllılı.ıl.lı.. ÖSSTİME ..ıl.lı.ıllılı YGS &#x26; LYS - http://www.osstime.com]]></description>
		<pubDate>Sat, 04 Sep 2010 21:37:28 +0300</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[2.öğretim]]></title>
			<link>http://www.osstime.com/showthread.php?tid=4315</link>
			<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 00:50:28 +0300</pubDate>
			<dc:creator>SharK</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.osstime.com/showthread.php?tid=4315</guid>
			<description><![CDATA[mrblar ben ilk tercıhde 5 tane yaptım gelmedı şimdi 2.tercih yapıcam yerleşme şansım nedir vede ne zaman başlayacak ? şimdiden teşekkürler.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[mrblar ben ilk tercıhde 5 tane yaptım gelmedı şimdi 2.tercih yapıcam yerleşme şansım nedir vede ne zaman başlayacak ? şimdiden teşekkürler.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[KPSS rezaleti]]></title>
			<link>http://www.osstime.com/showthread.php?tid=4314</link>
			<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 17:58:04 +0300</pubDate>
			<dc:creator>b.mLs</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.osstime.com/showthread.php?tid=4314</guid>
			<description><![CDATA[Sorular 10 bin dolara satılmış<br />
KPSS'deki rezalet çözüldü; soruların sızdığı bulundu. Sorular adaylara 10 bin dolara satılmış...<br />
<br />
<br />
02 Eylül 2010 - 08:42<br />
 <br />
YÖK, Devlet Denetleme Kurulu ve Ankara Cumhuriyet Savcılığı, KPSS sorularını ÖSYM&#8217;nin içinden sızdıran bir şebekenin adaylara 10 bin dolara sattığını belirledi.<br />
<br />
Star gazetesinde Yakup Bulut imzası ile yayımlanan habere göre, KPSS&#8217;de kopya çekildiği iddialarının ardından gerçek gün yüzüne çıktı. YÖK Denetleme Kurulu, Devlet Denetleme Kurulu ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı&#8217;nın üç koldan yürüttüğü soruşturmada KPSS sorularının ÖSYM içinden sızdırıldığı bilgisine ulaşıldı. <br />
<br />
10-11 Temmuz&#8217;da yapılan sınav sorularının tamamı veya tamamına yakınını doğru yanıtlayan adayların teknik takibi sonrası bazı adayların sınavdan günler öncesinde sorulara para karşılığı ulaştığı belirlendi.<br />
<br />
BİR SAAT KALA BİN 500 DOLAR<br />
Kopya skandalına karışan adaylar KPSS sorularını 10 bin dolar karşılığı günler öncesinden edinirken, bu miktarın sınava az bir süre kala düşürüldüğü tespit edildi. Sınava bir saat kala soruları alan bir adayın şebeke üyelerine bin 500 dolar ödeme yaptığı öğrenildi. Kopya şebekesinin çok farklı illerde adaylara soruları ulaştırdığı tespit edilirken, kaç adayın şebeke ile yasadışı alışverişe girdiği halen araştırılıyor. Savcı, soru bankasını oluşturan üyelerin bilgisayarlarını ve telefonlarını hâlâ inceliyor.<br />
<br />
ATAMALAR GECİKMEYECEK<br />
Milli Eğitim Bakanlığı, KPSS&#8217;deki kopya skandalı nedeniyle ertelenen öğretmen atamalarını sınavın kısmen iptali durumunda bir ay içinde yapmayı planlıyor. Ancak kopya skandalına karışan aday sayısının binlere ulaşması ve sınavın tamamen iptali durumunda ise kısa bir süre içinde sınavın yapılması için harekete geçilecek. Bu durumda da atamaların kasım ayına sarkabileceği ifade edildi.<br />
<br />
ÖSYM'DE BİRDEN FAZLA GÜVENLİK AÇIĞI<br />
2010 KPSS&#8217;de kopya skandalı ile çalkalanan ÖSYM&#8217;de çok sayıda güvenlik açığı tespit edildi. KPSS ile ilgili YÖK Denetleme Kurulu&#8217;nun hazırladığı raporda, sınav sorularının güvenliğinin yeterli derecede olmadığı tespiti yapıldı. Özellikle &#8216;kurum çalışanlarının dışarı ile bağlantılarının sınavlar açısından güvenlik açığı oluşturduğu&#8217; tespiti YÖK Denetleme Kurulu raporunda yer aldı. Raporda güvenlik zafiyetinin tek tek görevli isimler üzerinden, somut örneklerle tespitlerinin yapılması ve birden fazla noktada güvenlik zaafiyeti olduğunun belirlenmesi sonrasında, Milli Eğitim Bakanlığı&#8217;nın öğretmen atamalarını erteleme kararı aldığı öğrenildi.<br />
<br />
TÜM BÖLÜMLERİN SORULARI SIZDIRILDI <br />
Sınavda şebeke tarafından dışarı çıkartılan soruların sadece Eğitim Bilimleri&#8217;ni kapsamadığı, Genel Yetenek ve Genel Kültür Olmak üzere sınavın başka bölümlerinde de soruların sızdırıldığı belirlendi.<br />
<br />
BAŞKANIN BİLGİSAYARI İNCELEMEDE<br />
ÖSYM&#8217;deki inceleme dün de devam etti. İlk belirlemelere göre bir kurum çalışanının soruları para karşılığı şebekeye sızdırdığı tespit edildi. Soruların e- posta ile gönderildiği öne sürülen Isparta&#8217;daki Öğretmen BS&#8217; nin de bilgisayarına el konmuştu. ÖSYM Başkanı Ünal Yarımağan da dahil olmak üzere, yönetici ve çalışanların bilgisayarları incelemeye alındı. Tespitler sonrası YÖK, KPSS&#8217;de kısmi iptal seçeneği üzerinde duruyor. Kopya skandalına karıştığı belirlenenlerin sınavının iptali, diğerlerinin yeniden sıralamasının yapılması planlanıyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Sorular 10 bin dolara satılmış<br />
KPSS'deki rezalet çözüldü; soruların sızdığı bulundu. Sorular adaylara 10 bin dolara satılmış...<br />
<br />
<br />
02 Eylül 2010 - 08:42<br />
 <br />
YÖK, Devlet Denetleme Kurulu ve Ankara Cumhuriyet Savcılığı, KPSS sorularını ÖSYM&#8217;nin içinden sızdıran bir şebekenin adaylara 10 bin dolara sattığını belirledi.<br />
<br />
Star gazetesinde Yakup Bulut imzası ile yayımlanan habere göre, KPSS&#8217;de kopya çekildiği iddialarının ardından gerçek gün yüzüne çıktı. YÖK Denetleme Kurulu, Devlet Denetleme Kurulu ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı&#8217;nın üç koldan yürüttüğü soruşturmada KPSS sorularının ÖSYM içinden sızdırıldığı bilgisine ulaşıldı. <br />
<br />
10-11 Temmuz&#8217;da yapılan sınav sorularının tamamı veya tamamına yakınını doğru yanıtlayan adayların teknik takibi sonrası bazı adayların sınavdan günler öncesinde sorulara para karşılığı ulaştığı belirlendi.<br />
<br />
BİR SAAT KALA BİN 500 DOLAR<br />
Kopya skandalına karışan adaylar KPSS sorularını 10 bin dolar karşılığı günler öncesinden edinirken, bu miktarın sınava az bir süre kala düşürüldüğü tespit edildi. Sınava bir saat kala soruları alan bir adayın şebeke üyelerine bin 500 dolar ödeme yaptığı öğrenildi. Kopya şebekesinin çok farklı illerde adaylara soruları ulaştırdığı tespit edilirken, kaç adayın şebeke ile yasadışı alışverişe girdiği halen araştırılıyor. Savcı, soru bankasını oluşturan üyelerin bilgisayarlarını ve telefonlarını hâlâ inceliyor.<br />
<br />
ATAMALAR GECİKMEYECEK<br />
Milli Eğitim Bakanlığı, KPSS&#8217;deki kopya skandalı nedeniyle ertelenen öğretmen atamalarını sınavın kısmen iptali durumunda bir ay içinde yapmayı planlıyor. Ancak kopya skandalına karışan aday sayısının binlere ulaşması ve sınavın tamamen iptali durumunda ise kısa bir süre içinde sınavın yapılması için harekete geçilecek. Bu durumda da atamaların kasım ayına sarkabileceği ifade edildi.<br />
<br />
ÖSYM'DE BİRDEN FAZLA GÜVENLİK AÇIĞI<br />
2010 KPSS&#8217;de kopya skandalı ile çalkalanan ÖSYM&#8217;de çok sayıda güvenlik açığı tespit edildi. KPSS ile ilgili YÖK Denetleme Kurulu&#8217;nun hazırladığı raporda, sınav sorularının güvenliğinin yeterli derecede olmadığı tespiti yapıldı. Özellikle &#8216;kurum çalışanlarının dışarı ile bağlantılarının sınavlar açısından güvenlik açığı oluşturduğu&#8217; tespiti YÖK Denetleme Kurulu raporunda yer aldı. Raporda güvenlik zafiyetinin tek tek görevli isimler üzerinden, somut örneklerle tespitlerinin yapılması ve birden fazla noktada güvenlik zaafiyeti olduğunun belirlenmesi sonrasında, Milli Eğitim Bakanlığı&#8217;nın öğretmen atamalarını erteleme kararı aldığı öğrenildi.<br />
<br />
TÜM BÖLÜMLERİN SORULARI SIZDIRILDI <br />
Sınavda şebeke tarafından dışarı çıkartılan soruların sadece Eğitim Bilimleri&#8217;ni kapsamadığı, Genel Yetenek ve Genel Kültür Olmak üzere sınavın başka bölümlerinde de soruların sızdırıldığı belirlendi.<br />
<br />
BAŞKANIN BİLGİSAYARI İNCELEMEDE<br />
ÖSYM&#8217;deki inceleme dün de devam etti. İlk belirlemelere göre bir kurum çalışanının soruları para karşılığı şebekeye sızdırdığı tespit edildi. Soruların e- posta ile gönderildiği öne sürülen Isparta&#8217;daki Öğretmen BS&#8217; nin de bilgisayarına el konmuştu. ÖSYM Başkanı Ünal Yarımağan da dahil olmak üzere, yönetici ve çalışanların bilgisayarları incelemeye alındı. Tespitler sonrası YÖK, KPSS&#8217;de kısmi iptal seçeneği üzerinde duruyor. Kopya skandalına karıştığı belirlenenlerin sınavının iptali, diğerlerinin yeniden sıralamasının yapılması planlanıyor.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Acill cevaplar mısınız ??]]></title>
			<link>http://www.osstime.com/showthread.php?tid=4313</link>
			<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 08:33:17 +0300</pubDate>
			<dc:creator>arhatenar</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.osstime.com/showthread.php?tid=4313</guid>
			<description><![CDATA[Ben bu sene üniversite sınavına girdim ve bir ünw kazandım..şimdi ona gitmek istemiyorum...kayıt olmazsam puanım düşçek weya 2 sene beklemek zorunda kalcam.. eger üniversiteye kayıt olup gitmezsem veya dondurursam öss ye tekrar çalışıp başka biyer kazanıp ordan kaydımı sildirip o üniversiteye geçme şansım war mı?? böyle yaparsam yine puanım düşer mi?????? lütfen yardımcı olun..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Ben bu sene üniversite sınavına girdim ve bir ünw kazandım..şimdi ona gitmek istemiyorum...kayıt olmazsam puanım düşçek weya 2 sene beklemek zorunda kalcam.. eger üniversiteye kayıt olup gitmezsem veya dondurursam öss ye tekrar çalışıp başka biyer kazanıp ordan kaydımı sildirip o üniversiteye geçme şansım war mı?? böyle yaparsam yine puanım düşer mi?????? lütfen yardımcı olun..]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ankaralı Namık-Elmadağda Dostun Var]]></title>
			<link>http://www.osstime.com/showthread.php?tid=4312</link>
			<pubDate>Wed, 01 Sep 2010 19:24:19 +0300</pubDate>
			<dc:creator>faruk1257</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.osstime.com/showthread.php?tid=4312</guid>
			<description><![CDATA[<a href="http://www.izlesene.com/video/muzik-ankarali-namik-elmadagda-dostun-var/1935429" target="_blank">http://www.izlesene.com/video/muzik-anka...ar/1935429</a><br />
<br />
XD]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<a href="http://www.izlesene.com/video/muzik-ankarali-namik-elmadagda-dostun-var/1935429" target="_blank">http://www.izlesene.com/video/muzik-anka...ar/1935429</a><br />
<br />
XD]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[merhabaaa :)]]></title>
			<link>http://www.osstime.com/showthread.php?tid=4311</link>
			<pubDate>Wed, 01 Sep 2010 06:34:52 +0300</pubDate>
			<dc:creator>glstn</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.osstime.com/showthread.php?tid=4311</guid>
			<description><![CDATA[merhaba. ben gülistan bu sene sınava giricem ve bu sitenin faydalı olduğunu düşünüyorum <img src="http://www.osstime.com/images/smilies/24.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="24" title="24" /> umarım öyle olur]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[merhaba. ben gülistan bu sene sınava giricem ve bu sitenin faydalı olduğunu düşünüyorum <img src="http://www.osstime.com/images/smilies/24.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="24" title="24" /> umarım öyle olur]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[özgüven nasıl elde edilir]]></title>
			<link>http://www.osstime.com/showthread.php?tid=4309</link>
			<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 17:27:43 +0300</pubDate>
			<dc:creator>b.mLs</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.osstime.com/showthread.php?tid=4309</guid>
			<description><![CDATA[<a href="http://www.fatihbasaran.com/ozguven-nasil-elde-edilir-ozguven-kazanma-yollari/" target="_blank">http://www.fatihbasaran.com/ozguven-nasi...a-yollari/</a><br />
<br />
İnsanı diğer insanlardan farklı kılan en büyük kavram, kendine olan özgüveni ve buna bağlı olarak kendi imzasını taşıyan işleridir.<br />
Bu özgüven kavramı bazı insanlarda ailesel nedenler veya cevresel nedenler gibi dış faktörlere bağlı olarak kayıplara uğrayabilir. Bu yazımızda ise kaybedilmiş özgüvenin nasıl geri getirileceği gibi temel kavramlara yer verdim.<br />
<br />
Özgüven ; kendimize yönelik iyi duygular geliştirmemiz sonucu, kendimizi iyi hissetmemiz demektir. Başka bir deyişle kendimiz olmaktan memnun olmak ve bunun sonucu olarak kendimiz ve çevremizle barışık olmaktır.<br />
<br />
Özgüvenimiz olmadığında işleri yapabilme yeteneğimizden emin olamayız. Gerekli beceriye ve deneyime sahip olduğumuzu bildiğimiz halde, daha önce hiç yapmadığımız bir işle karşılaştığımızda endişeleniriz. Birçok durumda, özellikle karar vermemiz, inisiyatif kullanmamız veya yeni insanları işin içine katmamız gereken durumlarda rahatsız ve huzursuz oluruz.<br />
<br />
Buna karşın, aşırı bir güven duygusu içinde davrandığımızda; sınırlarımız olduğunu kabul etmek istemeyiz, yeteneklerimiz hakkında gerçekçi olmayan düşüncelere kapılırız. Üzerimize aşırı iş yükü alırız, böylece her zaman iyi iş yapamayız. En iyiyi bizim bildiğimizi düşünürüz, önerileri göz ardı ederiz, bize yardım etmek isteyenleri de genellikle reddederiz.<br />
<br />
Olması gereken düzeyde bir özgüvene sahip bulunduğumuzda ise; en iyisi için çaba göstereceğimizi ve kabul edilebilir bir sonuç ortaya koyacağımızı bilerek işleri ele alırız. Bir işi yapamadığımızda mazeret üretmek yerine yeniden denemeye başlarız. İlk seferinde tümüyle doğru olarak anlamadığımız ya da yapamadığımız bir işin dünyanın sonu anlamına gelmediğini biliriz. Hatalarımızı dert etmek yerine onlardan ders almasını becerebiliriz. Bir çok durumla ve sorunla daha iyi baş edebiliriz.<br />
<br />
Çocuğun Kendisini Değerli Hissetmesinde Rol Oynayan Etkenler<br />
Bireylerin kendilerine yönelik iyi duygular geliştirmeleri daha ilk yaşlardan, hayatlarındaki önemli insanlar (anne-baba, öğretmen ve diğer büyükleri, ilerleyen yaşlarda arkadaşları) tarafından nasıl değerlendirildiklerine bağlıdır.<br />
<br />
Büyükleri tarafından sevgi gören, gereksinim duyduğunda beklediği yakınlık ve ilgiyi bulan, fikirlerine değer verilen ve önemsenen, güven duyulan ve sorumluluklar verilen, iyi yaptığı şeyler için övülen, gurur duyulan, yaptıklarında hataya yer verilen ve olduğu gibi kabul edilen çocuğun kendine özgüveni olur.<br />
<br />
Buna karşılık sevildiğini, önemsendiğini hissetmeyen, beklediği yakınlık ve ilgiyi göremeyen, sürekli eleştirilen ve olduğu gibi kabul edilmeyen çocuk kendisini değerli hissetmez ve özgüveni olmaz. Kendisini değerli görmeyen (özgüveni olmayan) çocuk yaşadığı aile, çevre, okul ve toplum içinde problemlere sebep olur.<br />
<br />
Özgüven sadece okul yaşamında değil, kişisel ve sosyal yaşamda da önemlidir. Araştırmacılar, birbirlerini tamamlayan iki çeşit özgüvenden bahsetmektedirler. Bunlardan birincisi iç, diğeri dış özgüvendir. İç özgüven, kendimizden memnun ve kendimizle barışık olduğumuza dair inancımız ve bu konuda hissettiklerimizdir. Dış özgüven ise dışarıya kendimizden emin olduğumuz şeklinde verdiğimiz görüntü ve davranışlardır.<br />
<br />
İÇ ÖZGÜVEN<br />
&#8226; Kendilerini severler<br />
&#8226; Kendilerini tanırlar<br />
&#8226; Kendilerine açık hedefler koyarlar<br />
&#8226; Pozitif düşünürler<br />
<br />
A- KENDİNİ SEVME<br />
Kendini seven çocuklar hem duygusal hem fiziksel gereksinimlerine değer verirler. İstedikleri şeyleri elde etme konusunda suçluluk duymazlar. İhtiyaçlarının karşılanmasını hakları olarak görürler. Övgü almayı ve ödüllendirilmeyi açık açık talep ederler. Başkalarının kendileri ile ilgilenmesinden ve kendileri için bir şeyler yapmasından çok hoşlanırlar. İyi nitelikleriyle gururlanır ve bu niteliklerinden daima yararlanırlar. Başkalarını, mutluluklarını ve yaşamlarını sabote edecek şeylerden kaçınırlar.<br />
<br />
B- KENDİNİ TANIMA<br />
Kendini tanıyan çocuklar güçlü ve zayıf yönlerinin farkındadırlar. Hiçbir zaman kalabalığın içinde kaybolmazlar. Kendi değerlerini bilirler. Kendilerine uygun arkadaşlar bulurlar. Başkalarının görüşlerine açıktırlar ve eleştirildiklerinde hemen savunmaya geçmezler. Eksik yönlerini geliştirme ve değiştirme özellikleri vardır. Yapıcı olacağına inanırlarsa yardım almaya açıktırlar.<br />
<br />
C- KENDİNE AÇIK HEDEFLER KOYMA<br />
Kendilerine başarabilecekleri hedefler belirlerler. Bunları başarmak içinde başkalarına bağımlı olmazlar. Yeterince motive oldukları için başkalarına kıyasla hedefleri gerçekleştirmede daha istekli ve enerjiktirler. Tutarlı davranırlar, çünkü hedef belirlerken en ayrıntılı noktaları önceden tahmin edebilirler. Özeleştiriyi öğrenmişlerdir. Kendi ilerlemelerini kontrol edebilirler. Kolay karar verebilirler.<br />
<br />
D- POZİTİF DÜŞÜNME<br />
Pozitif düşünen çocukların iyi deneyimler yaşama ve bunlardan iyi sonuçlar elde etme konusunda umutları vardır. İnsanlar hakkındaki düşünceleri genellikle olumludur. Her sorunun bir çözümü olacağına inanırlar. Geleceğin geçmişten daima iyi olacağına inanırlar. Yaşamlarındaki değişikliklere çabuk uyum sağlarlar. Değişikliklerin insanı ilerletip geliştireceğine inanırlar.<br />
<br />
DIŞ ÖZGÜVEN<br />
&#8226; İletişim<br />
&#8226; Kendini İfade Edebilme<br />
&#8226; Duygularını Kontrol Edebilme<br />
<br />
A- İLETİŞİM<br />
İletişim konusunda beceriler kazanmış olan bir çocuk başkalarını anlayışla, sakin ve dikkatle dinleyebilir. Yüzeysel konulardan, daha derin sohbetlere ne zaman, nasıl geçeceklerini bilirler. Başkalarının sözsüz ifadelerinden ve beden dilinden anlarlar. Utanıp sıkılmadan toplum önünde konuşurlar.<br />
<br />
B- KENDİNİ İYİ İFADE EDEBİLME<br />
Kendini iyi ifade edebilen çocuklar, dolaysız yoldan ve açıkça gereksinimlerini söylerler. Kendilerinin ve başkalarının haklarını korurlar. Teşvik etmeyi bilirler ve karşısındakinin de kendisini teşvik etmesini isterler. Övgü kabul ederler, başkasını övebilirler. Gerektiğinde etkin bir şekilde şikayet ve mücadele edebilirler.<br />
<br />
C- DUYGULARINI KONTROL EDEBİLME<br />
Duyguları ile başa çıkabilen çocuklar duygularının esiri olmazlar. Beklenmedik davranışlar göstermezler. Korkuları ve endişeleri ile başa çıkabildikleri için riskleri göze alabilirler. Mutsuzluklarının kendilerini sürekli engellemesine izin vermedikleri için sıkıntılı dönemlerini kısa sürede atlatabilirler. Anlaşmazlık olduğunda kendilerini iyi savunurlar. Kıskançlık, öfke gibi doğal olan duyguları yaşadıklarında suçluluğa kapılmazlar. İlişkilerinde neşe, sevgi ve mutluluk ararlar.<br />
<br />
ÇOCUKLARIN ÖZGÜVENLERİNİ SAĞLAMAK İÇİN YAPILACAK ŞEYLER<br />
<br />
1- Var olmalarının sizin için ne kadar önemli olduğunu onlara hissettirin.<br />
Onlara olan sevginizin başarı ya da başarısızlıklarına bağlı olmadığını, var olmalarının sizin için ne kadar önemli olduğunu ve ne olursa olsun onları daima seveceğinizi söyleyin.<br />
<br />
2- Kendilerine olan özgüvenlerinde sarsıntı gördüğünüz an harekete geçin.<br />
Unutmayın kendine özgüven duymak kendini beğenmişlik ya da kibirlilik demek değildir. Özgüven sadece olduğu gibi kabul edilmiş olmanın verdiği kendini rahat, iyi ve güvenlik içinde hissetmektir. Başarısı ile şımaran, kibirli davranışlar gösteren çocuğun kendisine olan özgüveni yok ya da düşük demektir.<br />
<br />
3- Çocuğunuza gerçek özgüveni sağlamasında yardımcı olun.<br />
Çocuğunuzun zayıf yanlarını görmezlikten gelmeyin, dürüst olun, ama onları eleştirmeyin. Çocuklar kendilerindeki eksiklikleri ve kusurları kabullenmelidir. Bunun yanı sıra iyi ve kuvvetli oldukları yanları ile gurur duyabilmelidirler.<br />
<br />
4- Çocuğunuza kendisine has yeteneklerini ortaya çıkarmasında yardımcı olun.<br />
Çocuklar birbirlerinden farklıdır. Her çocuğun farklı özellikleri ve yetenekleri vardır. Hepsinin başarılı olduğu alanlar değişiktir. Çocuklarınıza kendi ilgi alanları ve yetenekleri doğrultusunda faaliyetlere katılma imkanı sağlayarak onların araştırmaları ve yeni şeyler keşfetmeleri için destekleyin. Böylece kendilerinde var olan yeteneklerin ortaya çıkmasını sağlayarak kendilerine özgüven duymalarını sağlamış olursunuz.<br />
<br />
5- Yaptıkları ve ilgilendikleri şeylerin sizin için önemli ve değerli olduğunu gösterin.<br />
Katıldıkları faaliyetleri ve ilgilendikleri şeyleri sorun, okulda katıldıkları faaliyetlerin gösterilerine gidin. İlgilendiği şeylerle ilgili okuduğunuz bir yazı ya da resmi onunla paylaşın. Çocuklara eğlenceli veya yararlı olan etkinlikleri önerin. Fakat onu ön yargılı davranmaya zorlarsanız, çocuk kendisinin yeterince iyi olmadığı mesajını alacaktır.<br />
<br />
6- Evinizde herkesin birbirine güveneceği bir ortam oluşturun.<br />
Duygularını, düşüncelerini, sevgisini, başarı ya da başarısızlıklarını, hayal kırıklıklarını aile fertleriyle rahatça paylaşabilen çocuklar özgüvenli olurlar. &#8220;Söylediğin kadar da kötü değilmiş&#8221; ya da &#8220;Geçer canım merak etme&#8221; şeklinde cevap verme yerine, onların duygu ve düşüncelerini ciddiye alın.<br />
<br />
7- Çocuğunuza kendi davranışlarınızla örnek olduğunuzu unutmayın.<br />
Çocuklarınıza, onlarda görmek istemediğiniz davranışlarda bulunmayın. Unutmayın çocuklar size sizin onlara davrandığınız gibi davranacaklardır. Sinirlenip onlara bağırdığınızda bunu şiddet olarak değerlendirecektir. Kendisi de kızdığında bağırmanın fiziksel veya sözel şiddet uygulamanın normal olduğu düşünecek kendi ilişkilerinde de bu yolu tercih edecektir.<br />
<br />
8- Beklentileriniz çoğunuzun seviyesinde olsun, onu aşacak beklentilerden kaçının.<br />
Her çocuğun farklı yapabilme kapasitesi ve seviyesi vardır. Çocuğunuzun bir şeyi yapamayacağını bildiğiniz halde bunu ondan bekleyip sonunda hayal kırıklığı yaratmayın. Ulaşabilecekleri hedefler amaçlayıp başarılı olmalarını sağlayın.<br />
<br />
9- Çocuklarınıza sorumluluklar verin.<br />
Kendisine güvenilip sorumluluk verilen çocuklar kendilerini yararlı ve önemli hissederler.<br />
<br />
10- Sadece çok özel yetenek ya da başarılarına değil her şeyine değer verdiğinizi ve takdir ettiğinizi belirtin.<br />
Küçük bile olsa yaptığı güzel birşey ya da davranışı için onu övün ve bunun ne kadar önemli olduğunu belirtin. Ama anne babanın en önemli etkileme aracının, çocuklarıyla olan ilişkisi olduğunu her zaman hatırlayın. Çocuğunuza değer veren bir ilişki, doğal olarak onun özgüvenini artırır. Koşullu sevgi çocuklarda korkular, bağımlılıklar ve özgüven sorunları doğurur. Kişi ve davranışı birbirinden farklıdır. Bir çocuğun kişiliğini onun davranışıyla karıştırmayın. Çocuklarınızı yaptıkları şeyler yüzünden değil, kendileri oldukları için sevdiğinizi belli edin.<br />
<br />
11- Ne yaparlarsa yapsınlar onlara sevgi ile emniyette olduklarını hissettirin.<br />
Çocuklarınızı disipline edin ama bunu hiç bir zaman sinirle ve katı kurallarla yapmayın. Onları disipline etmeniz katı kurallarla katı cezalar verme şeklinde olmasın. Çocuklar adaletsiz davrandığınızda bunu çok iyi bilirler. Onların güvenini sarsmayın.<br />
<br />
12- Birlikte vakit geçirin.<br />
Ortak yapacağınız faaliyetler bulup birlikte zaman geçirin.<br />
<br />
13- Onların özgüvenlerini sağlayacak sözlerde bulunun.<br />
&#8220;Yardımların çok işime yaradı, teşekkür ederim&#8221; ya da &#8220;Bak bu aklıma gelmemişti bu konudaki fikrini çok beğendim&#8221; gibi sözlerle onların katkılarına değer verdiğinizi gösterin.<br />
<br />
14- Çocuğunuzla ilgili problemleri onu suçlamadan ya da onun karakterini eleştirmeden tartışın.<br />
Çocuklar kendileri ile ilgili problemlerde kendilerine saldırılıp eleştirilmeden konuşulduğunda bu problemi çözmek için çaba sarf ederler. Onun karakterine değil, yaptığı şeye hitap ederek konuşun. Kontrollerini kaybederek çocuklarını eleştiren anne baba, kontrolü çocuklara vermiş olur. Örneğin, 4 yaşındaki çocuğunuz oyuncağını yatmakta olan kardeşinin yatağına fırlattığı için sinirlisiniz. &#8220;Sen kötü bir çocuksun!&#8221; ya da &#8220;Yapma!&#8221; yerine, &#8220;Sen oyuncaklarını attığında kendimi sinirli hissediyorum. Ona gerçekten zarar verebilirdin&#8221; diyebilirsiniz. Buradaki mesaj, duygularınızın onun çocuk dünyasına değil onun belirli davranışlarına yönelik olduğudur.<br />
<br />
BENLİK SAYGISINI AZALTACAK BİR DİL<br />
Aşağıdaki sözcükleri belki çok masumca kullanıyorsunuzdur. Fakat unutmayın ki, bu sözcüklere eşlik eden sözsüz bir dil de varsa, işte o zaman sözcükler artık aşağılayıcı ve zarar verici olur.<br />
<br />
&#8226; Etiketlemek<br />
Ne kadar inatçısın<br />
Ah şimdiki nesil<br />
<br />
&#8226; Amatör psikologlar<br />
Bence senin sorunun<br />
Bu sana göre bir iş değil<br />
Sen yapamazsın<br />
<br />
&#8226; Mesafe koymak<br />
Seni dinlemiyorum<br />
<br />
&#8226; Karşılaştırmak<br />
Ablan hiç böyle davranmazdı<br />
Benim zamanımda<br />
<br />
&#8226; Abartma<br />
Sen zaten her zaman<br />
Bütün söylediklerim bir kulağından giriyor bir kulağından çıkıyor<br />
<br />
&#8226; Yaşla alay etmek<br />
Bebek gibisin<br />
Büyüdüğünü zannediyorsun ama<br />
<br />
&#8226; Büyüklük taslamak<br />
Senin yaşında birisi için oldukça iyi<br />
İlk deneme için hiç fena değil<br />
<br />
&#8226; Alaycı Konuşmak<br />
Şimdi buna çalışma mı diyorsun<br />
<br />
&#8226; Suçluluk Duygusu Aşılamak<br />
Senin yüzünden başım ağrıdı<br />
Ablan elinden geleni yaptı ya sen?<br />
<br />
&#8226; Kehanette Bulunmak<br />
Böyle gidersen&#8230;<br />
Bunu hiçbir zaman başaramayacaksın<br />
<br />
BENLİK SAYGISINI KAZANDIRACAK BİR DİL<br />
İşte size çocuklarımıza yüksek sesle söylememiz gereken sözlerden birkaçı. Eğer aynı zamanda sesiniz sevgi doluysa, gülümsüyorsanız, ona sarılıyorsanız, gözleriniz pırıl pırılsa söylediklerinizin etkisi çok daha etkili olacaktır.<br />
<br />
&#8226; Olumlu duyguları paylaşmak<br />
Seninle kitap okumak çok hoşuma gidiyor,<br />
Seninle beraberken çok mutluyum.<br />
<br />
&#8226; Takdir ettiğinizi belirtme<br />
&#8230;&#8230; için kutlarım.<br />
Ne kadar yaratıcısın. Şu çalışmana bir bak!<br />
Ne kadar iyi bir dostsun.<br />
<br />
&#8226; Çaba ve başarılarının takdir edilmesi<br />
Bütün zorluklara rağmen kaydettiğin ilerlemeye bakar mısın?<br />
Kendinle övünebilirsin çünkü &#8230;. konusunda çok çaba gösterdin.<br />
<br />
&#8226; Onu koşulsuz kabul ettiğinizi gösterme<br />
Bu hatayı yapman normal, şimdi nasıl düzelteceğimize bakalım.<br />
Her zaman kusursuz olamazsın ki!<br />
<br />
&#8226; Güven duyduğunuzu belirtme<br />
Eminim elinden geleni yapacaksın.<br />
Bu konuda senin fikrin benim için çok önemli.<br />
Bu konuda bana yardım edebilir misin?<br />
<br />
KAYNAKLAR<br />
gael lindenfield, kendine güvenen çocuk yetiştirme<br />
<br />
<a href="http://egitisim.inonu.edu.tr/Nuraan_Ozguven.htm" target="_blank">http://egitisim.inonu.edu.tr/Nuraan_Ozguven.htm</a><br />
<br />
<br />
biraz uzun oldu ama umarım faydası olur =)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<a href="http://www.fatihbasaran.com/ozguven-nasil-elde-edilir-ozguven-kazanma-yollari/" target="_blank">http://www.fatihbasaran.com/ozguven-nasi...a-yollari/</a><br />
<br />
İnsanı diğer insanlardan farklı kılan en büyük kavram, kendine olan özgüveni ve buna bağlı olarak kendi imzasını taşıyan işleridir.<br />
Bu özgüven kavramı bazı insanlarda ailesel nedenler veya cevresel nedenler gibi dış faktörlere bağlı olarak kayıplara uğrayabilir. Bu yazımızda ise kaybedilmiş özgüvenin nasıl geri getirileceği gibi temel kavramlara yer verdim.<br />
<br />
Özgüven ; kendimize yönelik iyi duygular geliştirmemiz sonucu, kendimizi iyi hissetmemiz demektir. Başka bir deyişle kendimiz olmaktan memnun olmak ve bunun sonucu olarak kendimiz ve çevremizle barışık olmaktır.<br />
<br />
Özgüvenimiz olmadığında işleri yapabilme yeteneğimizden emin olamayız. Gerekli beceriye ve deneyime sahip olduğumuzu bildiğimiz halde, daha önce hiç yapmadığımız bir işle karşılaştığımızda endişeleniriz. Birçok durumda, özellikle karar vermemiz, inisiyatif kullanmamız veya yeni insanları işin içine katmamız gereken durumlarda rahatsız ve huzursuz oluruz.<br />
<br />
Buna karşın, aşırı bir güven duygusu içinde davrandığımızda; sınırlarımız olduğunu kabul etmek istemeyiz, yeteneklerimiz hakkında gerçekçi olmayan düşüncelere kapılırız. Üzerimize aşırı iş yükü alırız, böylece her zaman iyi iş yapamayız. En iyiyi bizim bildiğimizi düşünürüz, önerileri göz ardı ederiz, bize yardım etmek isteyenleri de genellikle reddederiz.<br />
<br />
Olması gereken düzeyde bir özgüvene sahip bulunduğumuzda ise; en iyisi için çaba göstereceğimizi ve kabul edilebilir bir sonuç ortaya koyacağımızı bilerek işleri ele alırız. Bir işi yapamadığımızda mazeret üretmek yerine yeniden denemeye başlarız. İlk seferinde tümüyle doğru olarak anlamadığımız ya da yapamadığımız bir işin dünyanın sonu anlamına gelmediğini biliriz. Hatalarımızı dert etmek yerine onlardan ders almasını becerebiliriz. Bir çok durumla ve sorunla daha iyi baş edebiliriz.<br />
<br />
Çocuğun Kendisini Değerli Hissetmesinde Rol Oynayan Etkenler<br />
Bireylerin kendilerine yönelik iyi duygular geliştirmeleri daha ilk yaşlardan, hayatlarındaki önemli insanlar (anne-baba, öğretmen ve diğer büyükleri, ilerleyen yaşlarda arkadaşları) tarafından nasıl değerlendirildiklerine bağlıdır.<br />
<br />
Büyükleri tarafından sevgi gören, gereksinim duyduğunda beklediği yakınlık ve ilgiyi bulan, fikirlerine değer verilen ve önemsenen, güven duyulan ve sorumluluklar verilen, iyi yaptığı şeyler için övülen, gurur duyulan, yaptıklarında hataya yer verilen ve olduğu gibi kabul edilen çocuğun kendine özgüveni olur.<br />
<br />
Buna karşılık sevildiğini, önemsendiğini hissetmeyen, beklediği yakınlık ve ilgiyi göremeyen, sürekli eleştirilen ve olduğu gibi kabul edilmeyen çocuk kendisini değerli hissetmez ve özgüveni olmaz. Kendisini değerli görmeyen (özgüveni olmayan) çocuk yaşadığı aile, çevre, okul ve toplum içinde problemlere sebep olur.<br />
<br />
Özgüven sadece okul yaşamında değil, kişisel ve sosyal yaşamda da önemlidir. Araştırmacılar, birbirlerini tamamlayan iki çeşit özgüvenden bahsetmektedirler. Bunlardan birincisi iç, diğeri dış özgüvendir. İç özgüven, kendimizden memnun ve kendimizle barışık olduğumuza dair inancımız ve bu konuda hissettiklerimizdir. Dış özgüven ise dışarıya kendimizden emin olduğumuz şeklinde verdiğimiz görüntü ve davranışlardır.<br />
<br />
İÇ ÖZGÜVEN<br />
&#8226; Kendilerini severler<br />
&#8226; Kendilerini tanırlar<br />
&#8226; Kendilerine açık hedefler koyarlar<br />
&#8226; Pozitif düşünürler<br />
<br />
A- KENDİNİ SEVME<br />
Kendini seven çocuklar hem duygusal hem fiziksel gereksinimlerine değer verirler. İstedikleri şeyleri elde etme konusunda suçluluk duymazlar. İhtiyaçlarının karşılanmasını hakları olarak görürler. Övgü almayı ve ödüllendirilmeyi açık açık talep ederler. Başkalarının kendileri ile ilgilenmesinden ve kendileri için bir şeyler yapmasından çok hoşlanırlar. İyi nitelikleriyle gururlanır ve bu niteliklerinden daima yararlanırlar. Başkalarını, mutluluklarını ve yaşamlarını sabote edecek şeylerden kaçınırlar.<br />
<br />
B- KENDİNİ TANIMA<br />
Kendini tanıyan çocuklar güçlü ve zayıf yönlerinin farkındadırlar. Hiçbir zaman kalabalığın içinde kaybolmazlar. Kendi değerlerini bilirler. Kendilerine uygun arkadaşlar bulurlar. Başkalarının görüşlerine açıktırlar ve eleştirildiklerinde hemen savunmaya geçmezler. Eksik yönlerini geliştirme ve değiştirme özellikleri vardır. Yapıcı olacağına inanırlarsa yardım almaya açıktırlar.<br />
<br />
C- KENDİNE AÇIK HEDEFLER KOYMA<br />
Kendilerine başarabilecekleri hedefler belirlerler. Bunları başarmak içinde başkalarına bağımlı olmazlar. Yeterince motive oldukları için başkalarına kıyasla hedefleri gerçekleştirmede daha istekli ve enerjiktirler. Tutarlı davranırlar, çünkü hedef belirlerken en ayrıntılı noktaları önceden tahmin edebilirler. Özeleştiriyi öğrenmişlerdir. Kendi ilerlemelerini kontrol edebilirler. Kolay karar verebilirler.<br />
<br />
D- POZİTİF DÜŞÜNME<br />
Pozitif düşünen çocukların iyi deneyimler yaşama ve bunlardan iyi sonuçlar elde etme konusunda umutları vardır. İnsanlar hakkındaki düşünceleri genellikle olumludur. Her sorunun bir çözümü olacağına inanırlar. Geleceğin geçmişten daima iyi olacağına inanırlar. Yaşamlarındaki değişikliklere çabuk uyum sağlarlar. Değişikliklerin insanı ilerletip geliştireceğine inanırlar.<br />
<br />
DIŞ ÖZGÜVEN<br />
&#8226; İletişim<br />
&#8226; Kendini İfade Edebilme<br />
&#8226; Duygularını Kontrol Edebilme<br />
<br />
A- İLETİŞİM<br />
İletişim konusunda beceriler kazanmış olan bir çocuk başkalarını anlayışla, sakin ve dikkatle dinleyebilir. Yüzeysel konulardan, daha derin sohbetlere ne zaman, nasıl geçeceklerini bilirler. Başkalarının sözsüz ifadelerinden ve beden dilinden anlarlar. Utanıp sıkılmadan toplum önünde konuşurlar.<br />
<br />
B- KENDİNİ İYİ İFADE EDEBİLME<br />
Kendini iyi ifade edebilen çocuklar, dolaysız yoldan ve açıkça gereksinimlerini söylerler. Kendilerinin ve başkalarının haklarını korurlar. Teşvik etmeyi bilirler ve karşısındakinin de kendisini teşvik etmesini isterler. Övgü kabul ederler, başkasını övebilirler. Gerektiğinde etkin bir şekilde şikayet ve mücadele edebilirler.<br />
<br />
C- DUYGULARINI KONTROL EDEBİLME<br />
Duyguları ile başa çıkabilen çocuklar duygularının esiri olmazlar. Beklenmedik davranışlar göstermezler. Korkuları ve endişeleri ile başa çıkabildikleri için riskleri göze alabilirler. Mutsuzluklarının kendilerini sürekli engellemesine izin vermedikleri için sıkıntılı dönemlerini kısa sürede atlatabilirler. Anlaşmazlık olduğunda kendilerini iyi savunurlar. Kıskançlık, öfke gibi doğal olan duyguları yaşadıklarında suçluluğa kapılmazlar. İlişkilerinde neşe, sevgi ve mutluluk ararlar.<br />
<br />
ÇOCUKLARIN ÖZGÜVENLERİNİ SAĞLAMAK İÇİN YAPILACAK ŞEYLER<br />
<br />
1- Var olmalarının sizin için ne kadar önemli olduğunu onlara hissettirin.<br />
Onlara olan sevginizin başarı ya da başarısızlıklarına bağlı olmadığını, var olmalarının sizin için ne kadar önemli olduğunu ve ne olursa olsun onları daima seveceğinizi söyleyin.<br />
<br />
2- Kendilerine olan özgüvenlerinde sarsıntı gördüğünüz an harekete geçin.<br />
Unutmayın kendine özgüven duymak kendini beğenmişlik ya da kibirlilik demek değildir. Özgüven sadece olduğu gibi kabul edilmiş olmanın verdiği kendini rahat, iyi ve güvenlik içinde hissetmektir. Başarısı ile şımaran, kibirli davranışlar gösteren çocuğun kendisine olan özgüveni yok ya da düşük demektir.<br />
<br />
3- Çocuğunuza gerçek özgüveni sağlamasında yardımcı olun.<br />
Çocuğunuzun zayıf yanlarını görmezlikten gelmeyin, dürüst olun, ama onları eleştirmeyin. Çocuklar kendilerindeki eksiklikleri ve kusurları kabullenmelidir. Bunun yanı sıra iyi ve kuvvetli oldukları yanları ile gurur duyabilmelidirler.<br />
<br />
4- Çocuğunuza kendisine has yeteneklerini ortaya çıkarmasında yardımcı olun.<br />
Çocuklar birbirlerinden farklıdır. Her çocuğun farklı özellikleri ve yetenekleri vardır. Hepsinin başarılı olduğu alanlar değişiktir. Çocuklarınıza kendi ilgi alanları ve yetenekleri doğrultusunda faaliyetlere katılma imkanı sağlayarak onların araştırmaları ve yeni şeyler keşfetmeleri için destekleyin. Böylece kendilerinde var olan yeteneklerin ortaya çıkmasını sağlayarak kendilerine özgüven duymalarını sağlamış olursunuz.<br />
<br />
5- Yaptıkları ve ilgilendikleri şeylerin sizin için önemli ve değerli olduğunu gösterin.<br />
Katıldıkları faaliyetleri ve ilgilendikleri şeyleri sorun, okulda katıldıkları faaliyetlerin gösterilerine gidin. İlgilendiği şeylerle ilgili okuduğunuz bir yazı ya da resmi onunla paylaşın. Çocuklara eğlenceli veya yararlı olan etkinlikleri önerin. Fakat onu ön yargılı davranmaya zorlarsanız, çocuk kendisinin yeterince iyi olmadığı mesajını alacaktır.<br />
<br />
6- Evinizde herkesin birbirine güveneceği bir ortam oluşturun.<br />
Duygularını, düşüncelerini, sevgisini, başarı ya da başarısızlıklarını, hayal kırıklıklarını aile fertleriyle rahatça paylaşabilen çocuklar özgüvenli olurlar. &#8220;Söylediğin kadar da kötü değilmiş&#8221; ya da &#8220;Geçer canım merak etme&#8221; şeklinde cevap verme yerine, onların duygu ve düşüncelerini ciddiye alın.<br />
<br />
7- Çocuğunuza kendi davranışlarınızla örnek olduğunuzu unutmayın.<br />
Çocuklarınıza, onlarda görmek istemediğiniz davranışlarda bulunmayın. Unutmayın çocuklar size sizin onlara davrandığınız gibi davranacaklardır. Sinirlenip onlara bağırdığınızda bunu şiddet olarak değerlendirecektir. Kendisi de kızdığında bağırmanın fiziksel veya sözel şiddet uygulamanın normal olduğu düşünecek kendi ilişkilerinde de bu yolu tercih edecektir.<br />
<br />
8- Beklentileriniz çoğunuzun seviyesinde olsun, onu aşacak beklentilerden kaçının.<br />
Her çocuğun farklı yapabilme kapasitesi ve seviyesi vardır. Çocuğunuzun bir şeyi yapamayacağını bildiğiniz halde bunu ondan bekleyip sonunda hayal kırıklığı yaratmayın. Ulaşabilecekleri hedefler amaçlayıp başarılı olmalarını sağlayın.<br />
<br />
9- Çocuklarınıza sorumluluklar verin.<br />
Kendisine güvenilip sorumluluk verilen çocuklar kendilerini yararlı ve önemli hissederler.<br />
<br />
10- Sadece çok özel yetenek ya da başarılarına değil her şeyine değer verdiğinizi ve takdir ettiğinizi belirtin.<br />
Küçük bile olsa yaptığı güzel birşey ya da davranışı için onu övün ve bunun ne kadar önemli olduğunu belirtin. Ama anne babanın en önemli etkileme aracının, çocuklarıyla olan ilişkisi olduğunu her zaman hatırlayın. Çocuğunuza değer veren bir ilişki, doğal olarak onun özgüvenini artırır. Koşullu sevgi çocuklarda korkular, bağımlılıklar ve özgüven sorunları doğurur. Kişi ve davranışı birbirinden farklıdır. Bir çocuğun kişiliğini onun davranışıyla karıştırmayın. Çocuklarınızı yaptıkları şeyler yüzünden değil, kendileri oldukları için sevdiğinizi belli edin.<br />
<br />
11- Ne yaparlarsa yapsınlar onlara sevgi ile emniyette olduklarını hissettirin.<br />
Çocuklarınızı disipline edin ama bunu hiç bir zaman sinirle ve katı kurallarla yapmayın. Onları disipline etmeniz katı kurallarla katı cezalar verme şeklinde olmasın. Çocuklar adaletsiz davrandığınızda bunu çok iyi bilirler. Onların güvenini sarsmayın.<br />
<br />
12- Birlikte vakit geçirin.<br />
Ortak yapacağınız faaliyetler bulup birlikte zaman geçirin.<br />
<br />
13- Onların özgüvenlerini sağlayacak sözlerde bulunun.<br />
&#8220;Yardımların çok işime yaradı, teşekkür ederim&#8221; ya da &#8220;Bak bu aklıma gelmemişti bu konudaki fikrini çok beğendim&#8221; gibi sözlerle onların katkılarına değer verdiğinizi gösterin.<br />
<br />
14- Çocuğunuzla ilgili problemleri onu suçlamadan ya da onun karakterini eleştirmeden tartışın.<br />
Çocuklar kendileri ile ilgili problemlerde kendilerine saldırılıp eleştirilmeden konuşulduğunda bu problemi çözmek için çaba sarf ederler. Onun karakterine değil, yaptığı şeye hitap ederek konuşun. Kontrollerini kaybederek çocuklarını eleştiren anne baba, kontrolü çocuklara vermiş olur. Örneğin, 4 yaşındaki çocuğunuz oyuncağını yatmakta olan kardeşinin yatağına fırlattığı için sinirlisiniz. &#8220;Sen kötü bir çocuksun!&#8221; ya da &#8220;Yapma!&#8221; yerine, &#8220;Sen oyuncaklarını attığında kendimi sinirli hissediyorum. Ona gerçekten zarar verebilirdin&#8221; diyebilirsiniz. Buradaki mesaj, duygularınızın onun çocuk dünyasına değil onun belirli davranışlarına yönelik olduğudur.<br />
<br />
BENLİK SAYGISINI AZALTACAK BİR DİL<br />
Aşağıdaki sözcükleri belki çok masumca kullanıyorsunuzdur. Fakat unutmayın ki, bu sözcüklere eşlik eden sözsüz bir dil de varsa, işte o zaman sözcükler artık aşağılayıcı ve zarar verici olur.<br />
<br />
&#8226; Etiketlemek<br />
Ne kadar inatçısın<br />
Ah şimdiki nesil<br />
<br />
&#8226; Amatör psikologlar<br />
Bence senin sorunun<br />
Bu sana göre bir iş değil<br />
Sen yapamazsın<br />
<br />
&#8226; Mesafe koymak<br />
Seni dinlemiyorum<br />
<br />
&#8226; Karşılaştırmak<br />
Ablan hiç böyle davranmazdı<br />
Benim zamanımda<br />
<br />
&#8226; Abartma<br />
Sen zaten her zaman<br />
Bütün söylediklerim bir kulağından giriyor bir kulağından çıkıyor<br />
<br />
&#8226; Yaşla alay etmek<br />
Bebek gibisin<br />
Büyüdüğünü zannediyorsun ama<br />
<br />
&#8226; Büyüklük taslamak<br />
Senin yaşında birisi için oldukça iyi<br />
İlk deneme için hiç fena değil<br />
<br />
&#8226; Alaycı Konuşmak<br />
Şimdi buna çalışma mı diyorsun<br />
<br />
&#8226; Suçluluk Duygusu Aşılamak<br />
Senin yüzünden başım ağrıdı<br />
Ablan elinden geleni yaptı ya sen?<br />
<br />
&#8226; Kehanette Bulunmak<br />
Böyle gidersen&#8230;<br />
Bunu hiçbir zaman başaramayacaksın<br />
<br />
BENLİK SAYGISINI KAZANDIRACAK BİR DİL<br />
İşte size çocuklarımıza yüksek sesle söylememiz gereken sözlerden birkaçı. Eğer aynı zamanda sesiniz sevgi doluysa, gülümsüyorsanız, ona sarılıyorsanız, gözleriniz pırıl pırılsa söylediklerinizin etkisi çok daha etkili olacaktır.<br />
<br />
&#8226; Olumlu duyguları paylaşmak<br />
Seninle kitap okumak çok hoşuma gidiyor,<br />
Seninle beraberken çok mutluyum.<br />
<br />
&#8226; Takdir ettiğinizi belirtme<br />
&#8230;&#8230; için kutlarım.<br />
Ne kadar yaratıcısın. Şu çalışmana bir bak!<br />
Ne kadar iyi bir dostsun.<br />
<br />
&#8226; Çaba ve başarılarının takdir edilmesi<br />
Bütün zorluklara rağmen kaydettiğin ilerlemeye bakar mısın?<br />
Kendinle övünebilirsin çünkü &#8230;. konusunda çok çaba gösterdin.<br />
<br />
&#8226; Onu koşulsuz kabul ettiğinizi gösterme<br />
Bu hatayı yapman normal, şimdi nasıl düzelteceğimize bakalım.<br />
Her zaman kusursuz olamazsın ki!<br />
<br />
&#8226; Güven duyduğunuzu belirtme<br />
Eminim elinden geleni yapacaksın.<br />
Bu konuda senin fikrin benim için çok önemli.<br />
Bu konuda bana yardım edebilir misin?<br />
<br />
KAYNAKLAR<br />
gael lindenfield, kendine güvenen çocuk yetiştirme<br />
<br />
<a href="http://egitisim.inonu.edu.tr/Nuraan_Ozguven.htm" target="_blank">http://egitisim.inonu.edu.tr/Nuraan_Ozguven.htm</a><br />
<br />
<br />
biraz uzun oldu ama umarım faydası olur =)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Anadolu Üniversitesi - Hukuk Fakültesi]]></title>
			<link>http://www.osstime.com/showthread.php?tid=4308</link>
			<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 04:44:39 +0300</pubDate>
			<dc:creator>brunettesign</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.osstime.com/showthread.php?tid=4308</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #9400D3;">Hukuk Fakültesi <br />
<br />
<br />
Canlı ve cansız tüm varlıklar, hatta tüm kavramlar için hukuk vazgeçilmezdir. Hukuk Fakültesi, hukukla ilgili tüm alanlarda çalışacak, hukuk danışmanı, yargıç, savcı ve avukat olarak görev yapacak nitelikli insan gücü yetiştirmeyi amaçlamaktadır. Hakim ve savcılık sınavlarına katılan mezunlarımız, bu sınavlarda başarılı olarak hakim ve savcı olmaya hak kazanmakta, stajlarını tamamlayan mezunlar da serbest avukat olarak mesleki yaşamlarına başlamaktadırlar. Bunun için fakültede konular gerçek dosyalarla öğrenciler yargıç, savcı ve avukat konumunda örnek mahkeme salonunda ele alınmakta ve eğitim bir adliye ortamı içinde sunulmaktadır. <br />
<br />
<br />
Bölümler : Hukuk (*)<br />
(*) İsteğe bağlı yabancı dil hazırlık (İngilizce, Fransızca veya Almanca dillerinden birinde) sınıfı vardır. <br />
<br />
Tanıtım Kataloğu    <br />
<br />
<a href="http://www.anadolu.edu.tr/dosyalar/au_katalog_tr.pdf#page=24" target="_blank">http://www.anadolu.edu.tr/dosyalar/au_ka...df#page=24</a><br />
<br />
<br />
Web : Birim Web Sayfası <br />
E-mail: hukfak@anadolu.edu.tr<br />
Tel: (0222) 320 09 53<br />
Faks: (0222) 320 09 53<br />
Yunusemre Kampusü, 26470 ESKİŞEHİR  </span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #9400D3;">Hukuk Fakültesi <br />
<br />
<br />
Canlı ve cansız tüm varlıklar, hatta tüm kavramlar için hukuk vazgeçilmezdir. Hukuk Fakültesi, hukukla ilgili tüm alanlarda çalışacak, hukuk danışmanı, yargıç, savcı ve avukat olarak görev yapacak nitelikli insan gücü yetiştirmeyi amaçlamaktadır. Hakim ve savcılık sınavlarına katılan mezunlarımız, bu sınavlarda başarılı olarak hakim ve savcı olmaya hak kazanmakta, stajlarını tamamlayan mezunlar da serbest avukat olarak mesleki yaşamlarına başlamaktadırlar. Bunun için fakültede konular gerçek dosyalarla öğrenciler yargıç, savcı ve avukat konumunda örnek mahkeme salonunda ele alınmakta ve eğitim bir adliye ortamı içinde sunulmaktadır. <br />
<br />
<br />
Bölümler : Hukuk (*)<br />
(*) İsteğe bağlı yabancı dil hazırlık (İngilizce, Fransızca veya Almanca dillerinden birinde) sınıfı vardır. <br />
<br />
Tanıtım Kataloğu    <br />
<br />
<a href="http://www.anadolu.edu.tr/dosyalar/au_katalog_tr.pdf#page=24" target="_blank">http://www.anadolu.edu.tr/dosyalar/au_ka...df#page=24</a><br />
<br />
<br />
Web : Birim Web Sayfası <br />
E-mail: hukfak@anadolu.edu.tr<br />
Tel: (0222) 320 09 53<br />
Faks: (0222) 320 09 53<br />
Yunusemre Kampusü, 26470 ESKİŞEHİR  </span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Anadolu Üniversitesi - Güzel Sanatlar Fakültesi]]></title>
			<link>http://www.osstime.com/showthread.php?tid=4307</link>
			<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 04:42:46 +0300</pubDate>
			<dc:creator>brunettesign</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.osstime.com/showthread.php?tid=4307</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #6B8E23;">Güzel Sanatlar Fakültesi<br />
  <br />
Modern Türkiye&#8217;nin kurucusu büyük önder Mustafa Kemal Atatürk, &#8220;Sanatsız topulumun hayat damarlarından biri kopmuş demektir&#8221; diyor. Anadolu Üniversitesi de sanatı ve sanat eğitimini toplumun hayat damarlarından biri olarak görmektedir. Bu anlayışla sanatı bir yaşam biçimi olarak kabul eden Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, çağdaş eğitim ve öğretim için gerekli olan atölyeler, öğretim elemanları, teknik elemanlar ve çağdaş teknoloji ürünü araç ve gereçlerden oluşan altyapıyla eğitim vermektedir. Öğrenimleri süresince, öğrencilere tasarımcı kişilik, bilimsel düşünme ve üretme alışkanlıkları kazandıran fakültenin tüm bölümlerine ön kayıt ve özel yetenek sınavı ile öğrenci alınmaktadır.<br />
<br />
Bölümler : Çizgi Film (Animasyon) (*), Baskı Sanatları (**), Cam (**), Grafik (*), Heykel (*), İç Mimarlık (*), Resim (*), Seramik (*)<br />
(*) Zorunlu ingilizce dil hazırlık programı vardır.<br />
(**) İsteğe bağlı ingilizce hazırlık programı vardır.<br />
<br />
Tanıtım Kataloğu    <br />
<br />
<a href="http://www.anadolu.edu.tr/dosyalar/au_katalog_tr.pdf#page=20" target="_blank">http://www.anadolu.edu.tr/dosyalar/au_ka...df#page=20</a><br />
<br />
<br />
<br />
Web : Birim Web Sayfası <br />
E-mail: gzsfak@anadolu.edu.tr<br />
Tel: (0222) 335 12 90<br />
Faks: (0222) 335 12 90<br />
Yunusemre Kampusü, 26470 ESKİŞEHİR  </span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #6B8E23;">Güzel Sanatlar Fakültesi<br />
  <br />
Modern Türkiye&#8217;nin kurucusu büyük önder Mustafa Kemal Atatürk, &#8220;Sanatsız topulumun hayat damarlarından biri kopmuş demektir&#8221; diyor. Anadolu Üniversitesi de sanatı ve sanat eğitimini toplumun hayat damarlarından biri olarak görmektedir. Bu anlayışla sanatı bir yaşam biçimi olarak kabul eden Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, çağdaş eğitim ve öğretim için gerekli olan atölyeler, öğretim elemanları, teknik elemanlar ve çağdaş teknoloji ürünü araç ve gereçlerden oluşan altyapıyla eğitim vermektedir. Öğrenimleri süresince, öğrencilere tasarımcı kişilik, bilimsel düşünme ve üretme alışkanlıkları kazandıran fakültenin tüm bölümlerine ön kayıt ve özel yetenek sınavı ile öğrenci alınmaktadır.<br />
<br />
Bölümler : Çizgi Film (Animasyon) (*), Baskı Sanatları (**), Cam (**), Grafik (*), Heykel (*), İç Mimarlık (*), Resim (*), Seramik (*)<br />
(*) Zorunlu ingilizce dil hazırlık programı vardır.<br />
(**) İsteğe bağlı ingilizce hazırlık programı vardır.<br />
<br />
Tanıtım Kataloğu    <br />
<br />
<a href="http://www.anadolu.edu.tr/dosyalar/au_katalog_tr.pdf#page=20" target="_blank">http://www.anadolu.edu.tr/dosyalar/au_ka...df#page=20</a><br />
<br />
<br />
<br />
Web : Birim Web Sayfası <br />
E-mail: gzsfak@anadolu.edu.tr<br />
Tel: (0222) 335 12 90<br />
Faks: (0222) 335 12 90<br />
Yunusemre Kampusü, 26470 ESKİŞEHİR  </span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Anadolu Üniversitesi - Fen Fakültesi]]></title>
			<link>http://www.osstime.com/showthread.php?tid=4306</link>
			<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 04:41:09 +0300</pubDate>
			<dc:creator>brunettesign</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.osstime.com/showthread.php?tid=4306</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #0000CD;">Fen Fakültesi <br />
  <br />
Fizik, kimya, biyoloji; insan yaşamının olmazsa olmazları... Anadolu Üniversitesi Fen Fakültesinde bunlar matematik ve istatistikle bütünleşiyor. Fakültede, eğitim-öğretim, ileri teknoloji ile donatılmış laboratuvar olanaklarından yararlanılarak yürütülmektedir. Öğrenciler, sosyal içerikli seçmeli dersler de almakta, böylece çok yönlü, &#8220;bilimi kendine yol gösterici&#8221; edinmiş, araştırmacı nitelikli, kendine güvenen ve çağdaş bilgilerle donanımlı bireyler olarak yetişmektedir.<br />
<br />
<br />
<br />
Bölümler : Biyoloji (*), Fizik (*), İstatistik (*), Kimya (*), Matematik (*)<br />
(*) Zorunlu ingilizce hazırlık programı vardır.<br />
<br />
Tanıtım Kataloğu<br />
<br />
<a href="http://www.anadolu.edu.tr/dosyalar/au_katalog_tr.pdf#page=18" target="_blank">http://www.anadolu.edu.tr/dosyalar/au_ka...df#page=18</a><br />
<br />
<br />
Donanım Kataloğu    <br />
<br />
<a href="http://www.anadolu.edu.tr/dosyalar/fenfak.html" target="_blank">http://www.anadolu.edu.tr/dosyalar/fenfak.html</a><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Web : Birim Web Sayfası <br />
E-mail: fenfak@anadolu.edu.tr<br />
Tel : (0222) 320 49 10<br />
Faks: (0222) 320 49 10<br />
Yunusemre Kampusü, 26470 ESKİŞEHİR  </span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #0000CD;">Fen Fakültesi <br />
  <br />
Fizik, kimya, biyoloji; insan yaşamının olmazsa olmazları... Anadolu Üniversitesi Fen Fakültesinde bunlar matematik ve istatistikle bütünleşiyor. Fakültede, eğitim-öğretim, ileri teknoloji ile donatılmış laboratuvar olanaklarından yararlanılarak yürütülmektedir. Öğrenciler, sosyal içerikli seçmeli dersler de almakta, böylece çok yönlü, &#8220;bilimi kendine yol gösterici&#8221; edinmiş, araştırmacı nitelikli, kendine güvenen ve çağdaş bilgilerle donanımlı bireyler olarak yetişmektedir.<br />
<br />
<br />
<br />
Bölümler : Biyoloji (*), Fizik (*), İstatistik (*), Kimya (*), Matematik (*)<br />
(*) Zorunlu ingilizce hazırlık programı vardır.<br />
<br />
Tanıtım Kataloğu<br />
<br />
<a href="http://www.anadolu.edu.tr/dosyalar/au_katalog_tr.pdf#page=18" target="_blank">http://www.anadolu.edu.tr/dosyalar/au_ka...df#page=18</a><br />
<br />
<br />
Donanım Kataloğu    <br />
<br />
<a href="http://www.anadolu.edu.tr/dosyalar/fenfak.html" target="_blank">http://www.anadolu.edu.tr/dosyalar/fenfak.html</a><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Web : Birim Web Sayfası <br />
E-mail: fenfak@anadolu.edu.tr<br />
Tel : (0222) 320 49 10<br />
Faks: (0222) 320 49 10<br />
Yunusemre Kampusü, 26470 ESKİŞEHİR  </span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[ikinci sorum:)]]></title>
			<link>http://www.osstime.com/showthread.php?tid=4305</link>
			<pubDate>Mon, 30 Aug 2010 18:22:32 +0300</pubDate>
			<dc:creator>yaso123</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.osstime.com/showthread.php?tid=4305</guid>
			<description><![CDATA[dershane bana soru bankası konu anlatım vercek dimi ondan ayrıyeten benim mesala mat ve geo için hangi yayınlar almam lazım sınav sorularına paralel olan nedir ilk sınavdan ne kadr iyi temel yaparsam mat2 de hızlı ilerliycem inşallah sizler bana her konuda yardımcı olursunuz kendinizi benim yerime koyup bana bi harita çizerseniz çok mutlu olurum]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[dershane bana soru bankası konu anlatım vercek dimi ondan ayrıyeten benim mesala mat ve geo için hangi yayınlar almam lazım sınav sorularına paralel olan nedir ilk sınavdan ne kadr iyi temel yaparsam mat2 de hızlı ilerliycem inşallah sizler bana her konuda yardımcı olursunuz kendinizi benim yerime koyup bana bi harita çizerseniz çok mutlu olurum]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[ilk sorum:)]]></title>
			<link>http://www.osstime.com/showthread.php?tid=4304</link>
			<pubDate>Mon, 30 Aug 2010 18:16:09 +0300</pubDate>
			<dc:creator>yaso123</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.osstime.com/showthread.php?tid=4304</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #0000CD;"> Arkadaşlar ben bu sene turizm otelcilikten mezun oldum ve dershaneye yazıldım yarın sınav dersanesine başlıyorum ayrıca bu sene ygs-lys4 e girdim ve çok düşük puan aldım çünkü okuldaki dersler hep meslek üzerine ağırlıklı her neyse konuya giriş yapıyım.benim lysde olan matematik2 ve geometri sıfır hedefimdede hukuk fakültesi var günlük 7-8-9 saat ders çalışıyorum ama çalışma stilimide anlamış değilim karışık yani kısacası napmam lazım bu hedefe ulaşmak için çok çalış demeyin sabah kalktığımda pc nin başına geçiyorum iftara kadar daha sonra iftardan 1 saat sonra tekrar geçiyorum gece 3-4 e kadar sürüyo azimliyim diyim kısaca ama bu yöntem lazım bu hukuğu tutturabilircekmiyim napmam lazım düşüncelerinizi istiyorum    (bu arada yazdığım yazılarda ne nokta nede virgül var k.bakmayın klavyede virgül çalışamayınca böyle oluyo<img src="http://www.osstime.com/images/smilies/24.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="24" title="24" />   )</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #0000CD;"> Arkadaşlar ben bu sene turizm otelcilikten mezun oldum ve dershaneye yazıldım yarın sınav dersanesine başlıyorum ayrıca bu sene ygs-lys4 e girdim ve çok düşük puan aldım çünkü okuldaki dersler hep meslek üzerine ağırlıklı her neyse konuya giriş yapıyım.benim lysde olan matematik2 ve geometri sıfır hedefimdede hukuk fakültesi var günlük 7-8-9 saat ders çalışıyorum ama çalışma stilimide anlamış değilim karışık yani kısacası napmam lazım bu hedefe ulaşmak için çok çalış demeyin sabah kalktığımda pc nin başına geçiyorum iftara kadar daha sonra iftardan 1 saat sonra tekrar geçiyorum gece 3-4 e kadar sürüyo azimliyim diyim kısaca ama bu yöntem lazım bu hukuğu tutturabilircekmiyim napmam lazım düşüncelerinizi istiyorum    (bu arada yazdığım yazılarda ne nokta nede virgül var k.bakmayın klavyede virgül çalışamayınca böyle oluyo<img src="http://www.osstime.com/images/smilies/24.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="24" title="24" />   )</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[ben geldim merhabalar]]></title>
			<link>http://www.osstime.com/showthread.php?tid=4303</link>
			<pubDate>Mon, 30 Aug 2010 08:02:53 +0300</pubDate>
			<dc:creator>yaso123</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.osstime.com/showthread.php?tid=4303</guid>
			<description><![CDATA[MERHABA ARKADŞLAR <br />
 <br />
ismim yasin şengül 18 yaşındayım googlede öss ile ilgili birşeyler arıyodum bu siteye rastladım.güzel bir site olduğunu sanıyorum inşallah öyledir bu siteye takılcam artık ygs-lys sınavları için sizlerden yardım istiyecem kafamda dünya kadar soru var siz bana ben size birşeyler paylaşarak umarım iyi vakiitler geçiririz herkeze selamlar...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[MERHABA ARKADŞLAR <br />
 <br />
ismim yasin şengül 18 yaşındayım googlede öss ile ilgili birşeyler arıyodum bu siteye rastladım.güzel bir site olduğunu sanıyorum inşallah öyledir bu siteye takılcam artık ygs-lys sınavları için sizlerden yardım istiyecem kafamda dünya kadar soru var siz bana ben size birşeyler paylaşarak umarım iyi vakiitler geçiririz herkeze selamlar...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Anadolu Üniversitesi - Eğitim Fakültesi]]></title>
			<link>http://www.osstime.com/showthread.php?tid=4302</link>
			<pubDate>Sun, 29 Aug 2010 23:16:32 +0300</pubDate>
			<dc:creator>brunettesign</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.osstime.com/showthread.php?tid=4302</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #FF0000;">Eğitim Fakültesi <br />
  <br />
Çocuklarımız hem bizim, hem ülkemizin, hem de dünyamızın geleceğidir. Geleceğimizi, yalnız bilgilerle donanmış olmasının yeterli olmayacağına inanan, çağdaş, Atatürk İlke ve Inkılaplarına bağlı, özgür düşünen, düşündüğünü çeşitli etkinliklerle hayata geçirebilen ve bunları gelecekte çocuklarımıza aktarabilecek öğretmenlere teslim etme hedeflenmektedir. Eğitim Fakültesi de bu hedefler doğrultusunda eğitim vermekte ve yarının öğretmenlerini yetiştirmektedir.<br />
<br />
<br />
<br />
Öğrenci alınan programlar : Almanca Öğretmenliği (*), Fransızca Öğretmenliği (*), İngilizce Öğretmenliği (*), İngilizce Öğretmenliği (UOLP-SUNY Cortland ABD) (*) (***), Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği (**), İlköğretim Matematik Öğretmenliği, İşitme Engelliler Öğretmenliği, Okul Öncesi Öğretmenliği, Resim İş Öğretmenliği, Sınıf Öğretmenliği, Sosyal Bilgiler Öğretmenliği, Zihin Engelliler Öğretmenliği<br />
<br />
(*) Zorunlu ingilizce hazırlık programı vardır<br />
(**) İsteğe bağlı yabancı dil hazırlık programı vardır<br />
(***) Eğitim, birinci ve dördüncü sınıflarda Anadolu Üniversitesinde, ikinci ve üçüncü sınıflarda SUNY Cortland&#8217;da verilmektedir. <br />
<br />
Tanıtım Kataloğu    <br />
<br />
<a href="http://www.anadolu.edu.tr/dosyalar/au_katalog_tr.pdf#page=16" target="_blank">http://www.anadolu.edu.tr/dosyalar/au_ka...df#page=16</a><br />
<br />
<br />
<br />
Web : Birim Web Sayfası <br />
E-mail: egtfak@anadolu.edu.tr<br />
Tel: (0222) 335 05 79 <br />
Faks: (0222) 335 05 79<br />
Yunusemre Kampusü, 26470 ESKİŞEHİR  </span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #FF0000;">Eğitim Fakültesi <br />
  <br />
Çocuklarımız hem bizim, hem ülkemizin, hem de dünyamızın geleceğidir. Geleceğimizi, yalnız bilgilerle donanmış olmasının yeterli olmayacağına inanan, çağdaş, Atatürk İlke ve Inkılaplarına bağlı, özgür düşünen, düşündüğünü çeşitli etkinliklerle hayata geçirebilen ve bunları gelecekte çocuklarımıza aktarabilecek öğretmenlere teslim etme hedeflenmektedir. Eğitim Fakültesi de bu hedefler doğrultusunda eğitim vermekte ve yarının öğretmenlerini yetiştirmektedir.<br />
<br />
<br />
<br />
Öğrenci alınan programlar : Almanca Öğretmenliği (*), Fransızca Öğretmenliği (*), İngilizce Öğretmenliği (*), İngilizce Öğretmenliği (UOLP-SUNY Cortland ABD) (*) (***), Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği (**), İlköğretim Matematik Öğretmenliği, İşitme Engelliler Öğretmenliği, Okul Öncesi Öğretmenliği, Resim İş Öğretmenliği, Sınıf Öğretmenliği, Sosyal Bilgiler Öğretmenliği, Zihin Engelliler Öğretmenliği<br />
<br />
(*) Zorunlu ingilizce hazırlık programı vardır<br />
(**) İsteğe bağlı yabancı dil hazırlık programı vardır<br />
(***) Eğitim, birinci ve dördüncü sınıflarda Anadolu Üniversitesinde, ikinci ve üçüncü sınıflarda SUNY Cortland&#8217;da verilmektedir. <br />
<br />
Tanıtım Kataloğu    <br />
<br />
<a href="http://www.anadolu.edu.tr/dosyalar/au_katalog_tr.pdf#page=16" target="_blank">http://www.anadolu.edu.tr/dosyalar/au_ka...df#page=16</a><br />
<br />
<br />
<br />
Web : Birim Web Sayfası <br />
E-mail: egtfak@anadolu.edu.tr<br />
Tel: (0222) 335 05 79 <br />
Faks: (0222) 335 05 79<br />
Yunusemre Kampusü, 26470 ESKİŞEHİR  </span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Dersaneden kayıt aldırma]]></title>
			<link>http://www.osstime.com/showthread.php?tid=4301</link>
			<pubDate>Sat, 28 Aug 2010 23:32:39 +0300</pubDate>
			<dc:creator>medusa554</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.osstime.com/showthread.php?tid=4301</guid>
			<description><![CDATA[Arkadaşlar ben 11. sınıfa geçtim. Ankara/ Sincan sınav dersanesine kayıt oldum. kaydımı aldırmayı düşünüyorum. aranızda daha önce kayıt aldıran oldu mu? sizce para fln alırlar mı?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Arkadaşlar ben 11. sınıfa geçtim. Ankara/ Sincan sınav dersanesine kayıt oldum. kaydımı aldırmayı düşünüyorum. aranızda daha önce kayıt aldıran oldu mu? sizce para fln alırlar mı?]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Anadolu Üniversitesi - Edebiyat Fakültesi]]></title>
			<link>http://www.osstime.com/showthread.php?tid=4300</link>
			<pubDate>Sat, 28 Aug 2010 00:36:50 +0300</pubDate>
			<dc:creator>brunettesign</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.osstime.com/showthread.php?tid=4300</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #FFA500;">Edebiyat Fakültesi Birimin Sayfası <br />
  <br />
Edebiyat Fakültesinde, sosyal ve kültürel değerleri aklın ve bilimin yol göstericiliğinde ortaya çıkarmak, onları korumak ve gelecek kuşaklara aktarma amacıyla eğitim verilmektedir. Başta Eskişehir&#8217;in yakın çevresindeki kültür değerlerini ortaya çıkarma ve tanıtmayı hedefleyen Edebiyat Fakültesinin tüm bölümleri, yurdumuzun tamamını ilgi alanı içinde görmektedir. Bu anlayışın sonucu olarak da Rize&#8217;den Antalya&#8217;ya; Bilecik&#8217;ten Mersin&#8217;e kadar yurdumuzun çeşitli yerlerindeki tarihi değerlerin ortaya çıkarılması ve dünyaya tanıtılması için öğrencisi ve öğretim elemanları elbirliğiyle çalışmaktadır.<br />
<br />
<br />
Bölümler : Arkeoloji (**), Sanat Tarihi (**), Sosyoloji (**), Tarih (**), Türk Dili ve Edebiyatı (*), Felsefe (**)<br />
(*) Zorunlu ingilizce hazırlık programı vardır.<br />
(**) İsteğe bağlı ingilizce hazırlık programı vardır.<br />
 <br />
<br />
Tanıtım Kataloğu<br />
<br />
<a href="http://www.anadolu.edu.tr/dosyalar/au_katalog_tr.pdf#page=14" target="_blank">http://www.anadolu.edu.tr/dosyalar/au_ka...df#page=14</a><br />
<br />
<br />
Web : Birim Web Sayfası <br />
E-mail: edbfak@anadolu.edu.tr <br />
Tel: (0222) 335 05 80 / 4036 - 4060<br />
Faks: (0222) 320 61 01<br />
Yunusemre Kampusü, 26470 ESKİŞEHİR </span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #FFA500;">Edebiyat Fakültesi Birimin Sayfası <br />
  <br />
Edebiyat Fakültesinde, sosyal ve kültürel değerleri aklın ve bilimin yol göstericiliğinde ortaya çıkarmak, onları korumak ve gelecek kuşaklara aktarma amacıyla eğitim verilmektedir. Başta Eskişehir&#8217;in yakın çevresindeki kültür değerlerini ortaya çıkarma ve tanıtmayı hedefleyen Edebiyat Fakültesinin tüm bölümleri, yurdumuzun tamamını ilgi alanı içinde görmektedir. Bu anlayışın sonucu olarak da Rize&#8217;den Antalya&#8217;ya; Bilecik&#8217;ten Mersin&#8217;e kadar yurdumuzun çeşitli yerlerindeki tarihi değerlerin ortaya çıkarılması ve dünyaya tanıtılması için öğrencisi ve öğretim elemanları elbirliğiyle çalışmaktadır.<br />
<br />
<br />
Bölümler : Arkeoloji (**), Sanat Tarihi (**), Sosyoloji (**), Tarih (**), Türk Dili ve Edebiyatı (*), Felsefe (**)<br />
(*) Zorunlu ingilizce hazırlık programı vardır.<br />
(**) İsteğe bağlı ingilizce hazırlık programı vardır.<br />
 <br />
<br />
Tanıtım Kataloğu<br />
<br />
<a href="http://www.anadolu.edu.tr/dosyalar/au_katalog_tr.pdf#page=14" target="_blank">http://www.anadolu.edu.tr/dosyalar/au_ka...df#page=14</a><br />
<br />
<br />
Web : Birim Web Sayfası <br />
E-mail: edbfak@anadolu.edu.tr <br />
Tel: (0222) 335 05 80 / 4036 - 4060<br />
Faks: (0222) 320 61 01<br />
Yunusemre Kampusü, 26470 ESKİŞEHİR </span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Anadolu Üniversitesi - Eczacılık Fakültesi]]></title>
			<link>http://www.osstime.com/showthread.php?tid=4299</link>
			<pubDate>Sat, 28 Aug 2010 00:34:54 +0300</pubDate>
			<dc:creator>brunettesign</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.osstime.com/showthread.php?tid=4299</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #FF0000;">Eczacılık Fakültesi Birimin Sayfası <br />
  <br />
 Uluslararası deneyime sahip nitelikli öğretim elemanlarının çağdaş laboratuvar ortamlarında yetiştirdiği binlerce Eczacılık Fakültesi mezunu, yurdumuzun hemen her tarafında halkımızın sağlık sorunlarına çözüm üretmek için çalışmaktadır. Öğrenciler, eğitimleri süresince laboratuvar olanaklarını sonuna değin kullanmakta, aynı zamanda birer araştırmacı olarak yetişmektedir. Eczacılık Fakültesi düzenlediği ulusal, uluslararası araştırma ve eğitim programlarıyla öğrencilerinin ve öğretim elemanlarının gelişimi için ortam hazırlamakta, birikimlerini tüm ilgili araştırmacılarla paylaşmaktadır. <br />
<br />
<br />
Bölümler : Eczacılık Meslek Bilimleri Bölümü, Eczacılık Teknolojisi Bölümü, Temel Eczacılık Bilimleri Bölümü<br />
<br />
Tanıtım Kataloğu<br />
<br />
<a href="http://www.anadolu.edu.tr/dosyalar/au_katalog_tr.pdf#page=12" target="_blank">http://www.anadolu.edu.tr/dosyalar/au_ka...df#page=12</a>    <br />
<br />
Donanım Kataloğu    <br />
<br />
<a href="http://www.anadolu.edu.tr/dosyalar/ecz.html" target="_blank">http://www.anadolu.edu.tr/dosyalar/ecz.html</a><br />
<br />
<br />
Web : Birim Web Sayfası <br />
E-mail: eczfak@anadolu.edu.tr<br />
Tel: (0222) 335 07 50<br />
Faks: (0222) 335 07 50<br />
Yunusemre Kampusü, 26470 ESKİŞEHİR </span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #FF0000;">Eczacılık Fakültesi Birimin Sayfası <br />
  <br />
 Uluslararası deneyime sahip nitelikli öğretim elemanlarının çağdaş laboratuvar ortamlarında yetiştirdiği binlerce Eczacılık Fakültesi mezunu, yurdumuzun hemen her tarafında halkımızın sağlık sorunlarına çözüm üretmek için çalışmaktadır. Öğrenciler, eğitimleri süresince laboratuvar olanaklarını sonuna değin kullanmakta, aynı zamanda birer araştırmacı olarak yetişmektedir. Eczacılık Fakültesi düzenlediği ulusal, uluslararası araştırma ve eğitim programlarıyla öğrencilerinin ve öğretim elemanlarının gelişimi için ortam hazırlamakta, birikimlerini tüm ilgili araştırmacılarla paylaşmaktadır. <br />
<br />
<br />
Bölümler : Eczacılık Meslek Bilimleri Bölümü, Eczacılık Teknolojisi Bölümü, Temel Eczacılık Bilimleri Bölümü<br />
<br />
Tanıtım Kataloğu<br />
<br />
<a href="http://www.anadolu.edu.tr/dosyalar/au_katalog_tr.pdf#page=12" target="_blank">http://www.anadolu.edu.tr/dosyalar/au_ka...df#page=12</a>    <br />
<br />
Donanım Kataloğu    <br />
<br />
<a href="http://www.anadolu.edu.tr/dosyalar/ecz.html" target="_blank">http://www.anadolu.edu.tr/dosyalar/ecz.html</a><br />
<br />
<br />
Web : Birim Web Sayfası <br />
E-mail: eczfak@anadolu.edu.tr<br />
Tel: (0222) 335 07 50<br />
Faks: (0222) 335 07 50<br />
Yunusemre Kampusü, 26470 ESKİŞEHİR </span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Anadolu Üniversitesi - Açıköğretim Fakültesi]]></title>
			<link>http://www.osstime.com/showthread.php?tid=4298</link>
			<pubDate>Sat, 28 Aug 2010 00:32:44 +0300</pubDate>
			<dc:creator>brunettesign</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.osstime.com/showthread.php?tid=4298</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #1E90FF;">Kamuoyunda yaygın adıyla Açıköğretim olarak bilinen Uzaktan Eğitim Sistemi Türkiye&#8216;de yalnızca Anadolu Üniversitesi&#8217;nde uygulanmaktadır. İktisat, İşletme ve Açıköğretim Fakülteleri&#8217;nde uygulanan bu sistem bünyesinde 1.100 bin öğrenciyi barındırmaktadır. Uzaktan Eğitim Sistemi ile eğitim alıp diploma sahibi olanların sayısı 950 bine yaklaşmaktadır.<br />
<br />
Anadolu Üniversitesi, &#8220;Uzaktan Öğretim&#8221; modeliyle yalnızca ülkemizdeki öğrencilere değil, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti&#8216;nde ve Batı Avrupa&#8216;da yükseköğrenim görmek isteyen yurttaşlarımıza eğitim-öğretim olanağı vermektedir. Bu sistem Üniversitede okumak isteyen öğrencilerin isteklerine cevap vermenin yanı sıra, ülkemizin eğitim - öğretim düzeyini daha da yükseltip, eğitimi yaygınlaştırmayı amaçlamaktadır.<br />
<br />
Anadolu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Sistemi, sadece üniversite çağındaki gençlerimize değil; daha önce yükseköğrenim görme fırsatı bulamamış olanlara, bir işte çalışıp da örgün öğretimi izleme olanağı bulamayanlara, ön lisans diploması olan ve bunu lisans derecesine yükseltmek isteyenlere de olanak yaratmaktadır.<br />
<br />
Anadolu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Sistemi&#8217;nde derslerin yürütülmesi sırasında, basılı ders malzemeleri ve televizyon yayınlarından yararlanmanın ötesinde, İnternet, bilgisayar destekli eğitim, telekonferans gibi gelişmiş teknolojileri kullanarak öğrencilerin de bu teknolojilere uyumunu sağlama, bu teknolojileri öğretme ve teknolojik etkileşim yaratma çabası içindedir. Ayrıca uygun bulunan bölgelerde akademik danışmanlık ve uygulama hizmetleri (yüz yüze eğitim) de verilmektedir.<br />
<br />
Açıköğretim Fakültesi bünyesinde Microsoft firması işbirliği yapılarak uygulanan &#8220;Bilgi Yönetimi Programı&#8221; İnternet üzerinden gerçekleştirilmektedir. Bu program kendi alanında ülkemizde uygulanan ilk ve tek programdır.<br />
<br />
Anadolu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Sistemi ile eğitim veren fakültelerden mezun olanlar, benzer eğitim veren örgün fakültelerden mezun olanlarla eşdeğer haklara sahiptir. <br />
<br />
Lisans programları: Okulöncesi Öğretmenliği Lisans Programı, İngilizce Öğretmenliği Lisans Programı, Felsefe, Sosyoloji, Türk Dili ve Edebiyatı <br />
<br />
Önlisans programları : Bilgi Yönetimi (internet üzerinden yürütülmektedir), Bankacılık ve Sigortacılık, Büro Yönetimi ve Sekreterlik, Dış Ticaret, Ev İdaresi, Halkla İlişkiler, İlahiyat, Muhasebe, Perakende Satış ve Mağaza Yönetimi, Sağlık Kurumları İşletmeciliği, Sosyal Bilimler, Turizm ve Otel İşletmeciliği, Laborant ve Veteriner Sağlık, Tarım, Yerel Yönetimler, Adalet, Elektrik Enerjisi Üretim İletim ve Dağıtımı, Fotoğrafçılık ve Kameramanlık, İşletme Yönetimi, Kültürel Miras ve Turizm, Lojistik, Medya ve İletişim, Menkul Kıymetler ve Sermaye Piyasası, Radyo ve Televizyon Programcılığı, Spor Yönetimi, Kara Kuvvetleri Meslek Eğitimi (*), Deniz Kuvvetleri Meslek Eğitimi (*), Hava Kuvvetleri Meslek Eğitimi (*), Jandarma Meslek Eğitimi (*), Polis Meslek Eğitimi (*), Adalet Mesleki Eğitimi (*),Turizm ve Seyahat Hizmetleri (**), Coğrafi Bilgi Sistemleri (***), Eczane Hizmetleri (****), Gıda Kontrolü ve Analizi (****), Kimya Teknolojisi (****), Tıbbi Laboratuar Teknikleri (****), Tıbbi ve Aromatik Bitkiler (****). <br />
<br />
(*) Kurumlar arası protokol kapsamında.<br />
(**) Kontenjanlı.<br />
(***) Yıllık Kredili - Kontenjanlı. <br />
(****) Dönemlik Kredili - Kontenjanlı. <br />
<br />
Tanıtım Kataloğu;<br />
<br />
<a href="http://www.anadolu.edu.tr/dosyalar/au_katalog_tr.pdf#page=34" target="_blank">http://www.anadolu.edu.tr/dosyalar/au_ka...df#page=34</a><br />
<br />
Donanın Kataloğu;<br />
<br />
<a href="http://www.anadolu.edu.tr/dosyalar/aof.html" target="_blank">http://www.anadolu.edu.tr/dosyalar/aof.html</a><br />
<br />
Web : Birim Web Sayfası<br />
E-mail: aofak@anadolu.edu.tr<br />
Tel: (0222) 335 17 79<br />
Faks: (0222) 330 46 26<br />
Yunusemre Kampusü, 26470 ESKİŞEHİR </span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #1E90FF;">Kamuoyunda yaygın adıyla Açıköğretim olarak bilinen Uzaktan Eğitim Sistemi Türkiye&#8216;de yalnızca Anadolu Üniversitesi&#8217;nde uygulanmaktadır. İktisat, İşletme ve Açıköğretim Fakülteleri&#8217;nde uygulanan bu sistem bünyesinde 1.100 bin öğrenciyi barındırmaktadır. Uzaktan Eğitim Sistemi ile eğitim alıp diploma sahibi olanların sayısı 950 bine yaklaşmaktadır.<br />
<br />
Anadolu Üniversitesi, &#8220;Uzaktan Öğretim&#8221; modeliyle yalnızca ülkemizdeki öğrencilere değil, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti&#8216;nde ve Batı Avrupa&#8216;da yükseköğrenim görmek isteyen yurttaşlarımıza eğitim-öğretim olanağı vermektedir. Bu sistem Üniversitede okumak isteyen öğrencilerin isteklerine cevap vermenin yanı sıra, ülkemizin eğitim - öğretim düzeyini daha da yükseltip, eğitimi yaygınlaştırmayı amaçlamaktadır.<br />
<br />
Anadolu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Sistemi, sadece üniversite çağındaki gençlerimize değil; daha önce yükseköğrenim görme fırsatı bulamamış olanlara, bir işte çalışıp da örgün öğretimi izleme olanağı bulamayanlara, ön lisans diploması olan ve bunu lisans derecesine yükseltmek isteyenlere de olanak yaratmaktadır.<br />
<br />
Anadolu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Sistemi&#8217;nde derslerin yürütülmesi sırasında, basılı ders malzemeleri ve televizyon yayınlarından yararlanmanın ötesinde, İnternet, bilgisayar destekli eğitim, telekonferans gibi gelişmiş teknolojileri kullanarak öğrencilerin de bu teknolojilere uyumunu sağlama, bu teknolojileri öğretme ve teknolojik etkileşim yaratma çabası içindedir. Ayrıca uygun bulunan bölgelerde akademik danışmanlık ve uygulama hizmetleri (yüz yüze eğitim) de verilmektedir.<br />
<br />
Açıköğretim Fakültesi bünyesinde Microsoft firması işbirliği yapılarak uygulanan &#8220;Bilgi Yönetimi Programı&#8221; İnternet üzerinden gerçekleştirilmektedir. Bu program kendi alanında ülkemizde uygulanan ilk ve tek programdır.<br />
<br />
Anadolu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Sistemi ile eğitim veren fakültelerden mezun olanlar, benzer eğitim veren örgün fakültelerden mezun olanlarla eşdeğer haklara sahiptir. <br />
<br />
Lisans programları: Okulöncesi Öğretmenliği Lisans Programı, İngilizce Öğretmenliği Lisans Programı, Felsefe, Sosyoloji, Türk Dili ve Edebiyatı <br />
<br />
Önlisans programları : Bilgi Yönetimi (internet üzerinden yürütülmektedir), Bankacılık ve Sigortacılık, Büro Yönetimi ve Sekreterlik, Dış Ticaret, Ev İdaresi, Halkla İlişkiler, İlahiyat, Muhasebe, Perakende Satış ve Mağaza Yönetimi, Sağlık Kurumları İşletmeciliği, Sosyal Bilimler, Turizm ve Otel İşletmeciliği, Laborant ve Veteriner Sağlık, Tarım, Yerel Yönetimler, Adalet, Elektrik Enerjisi Üretim İletim ve Dağıtımı, Fotoğrafçılık ve Kameramanlık, İşletme Yönetimi, Kültürel Miras ve Turizm, Lojistik, Medya ve İletişim, Menkul Kıymetler ve Sermaye Piyasası, Radyo ve Televizyon Programcılığı, Spor Yönetimi, Kara Kuvvetleri Meslek Eğitimi (*), Deniz Kuvvetleri Meslek Eğitimi (*), Hava Kuvvetleri Meslek Eğitimi (*), Jandarma Meslek Eğitimi (*), Polis Meslek Eğitimi (*), Adalet Mesleki Eğitimi (*),Turizm ve Seyahat Hizmetleri (**), Coğrafi Bilgi Sistemleri (***), Eczane Hizmetleri (****), Gıda Kontrolü ve Analizi (****), Kimya Teknolojisi (****), Tıbbi Laboratuar Teknikleri (****), Tıbbi ve Aromatik Bitkiler (****). <br />
<br />
(*) Kurumlar arası protokol kapsamında.<br />
(**) Kontenjanlı.<br />
(***) Yıllık Kredili - Kontenjanlı. <br />
(****) Dönemlik Kredili - Kontenjanlı. <br />
<br />
Tanıtım Kataloğu;<br />
<br />
<a href="http://www.anadolu.edu.tr/dosyalar/au_katalog_tr.pdf#page=34" target="_blank">http://www.anadolu.edu.tr/dosyalar/au_ka...df#page=34</a><br />
<br />
Donanın Kataloğu;<br />
<br />
<a href="http://www.anadolu.edu.tr/dosyalar/aof.html" target="_blank">http://www.anadolu.edu.tr/dosyalar/aof.html</a><br />
<br />
Web : Birim Web Sayfası<br />
E-mail: aofak@anadolu.edu.tr<br />
Tel: (0222) 335 17 79<br />
Faks: (0222) 330 46 26<br />
Yunusemre Kampusü, 26470 ESKİŞEHİR </span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Mondros Ateşkes Antlaşması]]></title>
			<link>http://www.osstime.com/showthread.php?tid=4297</link>
			<pubDate>Fri, 27 Aug 2010 06:17:14 +0300</pubDate>
			<dc:creator>brunettesign</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.osstime.com/showthread.php?tid=4297</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #1E90FF;">M. Kemal 1. Dünya Savaşı’ndan kısa bir süre önce ileri sürdüğü isâbetli fikirler,Osmanlı Devleti’nin son on yılında iktidara sahip İttihat ve Terakki hükümeti tarafından başarılı bir şekilde uygulanabilseydi, devlet daha o zaman kurtarılabilirdi. Tarihin akışını anlamayan İttihat ve Terakki liderleri bu cesareti gösteremediler. I. Dünya Savaşı Almanya ve müttefikleri aleyhine gelişiyordu. 29 Eylül 1918 tarihinde Bulgaristan savaştan çekilmiş, 4 Ekim 1918 tarihinde de Almanya barış istemişti. İstanbul'da Talat Paşa Hükümeti istifa etmiş, yeni Hükümeti Ahmet İzzet Paşa kurmuştu. Bu gelişmeler karşısında Mustafa Kemal Paşa yetkili makamlara, askeri ve siyasi önerilerine devam etti fakat yine kabul ettiremedi. Sonunda 30 Ekim 1918 tarihinde de Osmanlı Devleti, İtilaf Devletleri ile Mondros Ateşkes Antlaşmasını imzalayarak l. Dünya Savaşı'ndan çekildi. <br />
<br />
I.Dünya Savaşı’na girilmesi, büyük kayıpların yanında, devletin sonu olmuş, bu devlet içinden yeni bir Türk devleti çıkarılmasını da iyice zorlaştırmıştır. Dört yıl süren savaştan yenilmiş olarak çıkan devlet, 30Ekim 1918 tarihinde Mondros Ateşkes Antlaşması’nı imzalamak zorunda kalmıştır. <br />
Müttefiklerin Anadolu’yu parçalayacaklarını çok iyi bilen Mustafa Kemal Paşa , Mondros Ateşkes Antlaşması yapıldıktan sonra Kasım ayı ortalarında İstanbul’daydı. Millî Mücadele’ye hazırlanan Mustafa Kemal, İstanbul’da bulunduğu sıralarda, devletin içinde bulunduğu durumun değerlendirmesini yapıyordu. <br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Mondros Ateşkes Antlaşmasının Ardından Ülkenin Durumu<br />
Mustafa Kemal Paşa, 31 Ekim 1918 tarihinde Yıldırım Ordular Grubu Komutanlığı'na getirildi ise de artık yapacak bir şey kalmamıştı. 7 Kasım 1918 tarihinde bu Grup Kumandanlığı'nın da Padişah iradesiyle kaldırılması üzerine Adana'dan hareketle 13 Kasım 1918 günü İstanbul'a geldi. Artık Türkiye, Mondros Ateşkes Antlaşmasının şartlarını yaşıyordu ve kendisi de Harbiye Nezareti emrine verilmiş bir Ordu Kumandanı idi. <br />
Atatürk II. Ordu Komutanı iken, Diyarbakır'da Avusturya-Macaristan Birliği'ni denetlerken görülmektedir. <br />
Memleket ve milletin içinde bulunduğu şartlar çok ağırdı. Büyük bir savaş sonunda, yenilmiş bir devlet olarak 30 Ekim 1918'de "Mondros Ateşkes Antlaşması " adı verilen şartları ağır bir anlaşma imzalanmış, bu anlaşma şartlarına dayanılarak memleketin birçok bölgesi galip devletlerce işgal edilmiş, ordumuz dağıtılmış, bütün silah ve cephane galip devletlerin emrine verilmişti. Osmanlı memleketleri tamamen parçalandığı gibi, Türk'ün ana yurdu, Anadolu da galip devletler arasında paylaşılıyordu. Anadolu'nun her şehrinde yabancı subaylar dolaşıyor, İtilaf Devletleri temsilcisi sıfatıyla talimatlar veriyorlardı. Yunanlılar da İzmir'i işgal hazırlıklarıyla meşguldu; bu yolda büyük çaba harcıyorlar, İtilaf Devletleri'ni iknaya çalışıyorlardı. Nihayet 15 Mayıs 1919'da bu amaçlarına ulaştılar. <br />
Olayların bu şekilde gelişeceğini Mustafa Kemal, önceden sezmişti.Mondros Ateşkes Antlaşması'ndan 5 gün sonra, 5 Kasım 1918'den itibaren Harbiye Nezareti'nden Mondros Ateşkes Antlaşması gereğince ordulara terhis emirleri gelmeye başladı. Atatürk, aynı gün Adana'dan Sadrazam Ahmet İzzet Paşa'ya ilk ikaz telgrafını çekti: “Ciddi olarak arz ederim ki gereken tedbirleri almadıkça orduyu terhis etmeyiniz! Şayet orduları terhis edecek ve İngilizlerin her dediğine boyun eğecek olursak düşman işgallerinin önüne geçmeye imkan kalmayacaktır.” Bu, Atatürk'te, her şey bitti zannedilen bir zamanda da kurtuluş ümidinin sönmediğini, pek çoklarının düştüğü ümitsizliğe asla kendisini kaptırmadığını gösterir. <br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
MONDROS ATEŞKES ANTLAŞMASI<br />
30 Ekim 1918 tarihinde, Limni adasının Mondros Limanı'nda Bahriye Nazırı Hüseyin Rauf Orbay'ın başkanlığını yaptığı Osmanlı Heyeti ile İngiliz Amiral Calthorp'un başkanı olduğu İtilaf Devletleri Heyeti arasında imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması ile silahlı çatışma sona ermiştir. 1. Dünya Savaşı’nı bitiren bu Antlaşma aslında çok ağır şartlar taşıyordu. Mondros Ateşkes Antlaşması aslında Osmanlı Devleti'nin yıkılışını öngörmekte; İtilaf Devletleri’ne Osmanlı İmparatorluğu’nun herhangi bir bölgesine, güvenliklerini tehdit edecek bir durum nedeni ile işgal hakkını tanımaktaydı.<br />
<br />
Mustafa Kemal'e göre; Osmanlı Hükümeti, bu antlaşma ile kendini kayıtsız şartsız düşmana teslim etmeyi kabul etmişti. Yalnız bununla da kalmayıp, düşmanların memleketi işgali için onlara yardım etmeye de söz vermişti. Bu antlaşma olduğu gibi uygulandığında memleketin baştan sona kadar işgal altında kalacağı kesindi.<br />
<br />
Mondros Ateşkes Antlaşması ile İtilaf Devletleri, barış antlaşmasının imzalanmasını bile beklemeden, Türk Topraklarını bölüşmeye başladılar. Ateşkes Antlaşmasının 7. maddesine göre de, bütün memleketin işgali için İtilaf Devletleri’ne imkan verilmişti.<br />
<br />
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın başlıca maddeleri şunlardır:<br />
1.	Çanakkale ve İstanbul Boğazları açılacaktır. Karadeniz'e serbestçe geçiş sağlanacak ve Çanakkale ve Karadeniz yörelerinin İtilaf Devletleri tarafından işgali sağlanacaktır. <br />
2.	Osmanlı sularındaki bütün torpil tarlaları ile torpido ve kovan mevzilerinin yerleri gösterilecektir. Bunları taramak ve kaldırmak için yardım edilecektir. <br />
3.	Karadeniz'deki torpiller hakkında bilgi verilecektir. <br />
4.	İtilaf Devletlerinin bütün esirleri ile Ermeni esirleri kayıtsız şartsız İstanbul'da teslim olunacaktır. <br />
5.	Sınırların korunması ve iç güvenliğin sağlanması dışında, Osmanlı ordusu terhis edilecektir. <br />
6.	Osmanlı savaş gemileri teslim olup, gösterilecek Osmanlı limanlarında gözaltında bulundurulacaktır. <br />
7.	İtilaf Devletleri, güvenliklerini tehdit edecek bir durumun ortaya çıkması halinde herhangi bir stratejik yeri işgal etme hakkına sahip olacaktır. <br />
8.	Osmanlı demiryollarından İtilaf Devletleri de yararlanacaklar ve Osmanlı ticaret gemileri onların hizmetinde bulundurulacaktır. <br />
9.	İtilaf Devletleri, Osmanlı tersane ve limanlarındaki araçlardan yararlanacaktır. <br />
10.	Toros Tünelleri, İtilaf Devletleri tarafından işgal edilecektir. <br />
11.	İran içlerinde ve Kafkasya'da bulunan Osmanlı kuvvetleri, işgal ettikleri yerlerden geri çekilecekler. <br />
12.	Hükümet haberleşmesi dışında, telsiz, telgraf ve kabloların denetimi, İtilaf Devletlerine geçecektir. <br />
13.	Askeri, ticari ve denizle ilgili madde ve malzemelere zarar verilmeyecektir. <br />
14.	İtilaf Devletleri kömür, mazot ve yağ maddelerini Türkiye'den sağlayacaktır. Bu maddeler ihraç edilmeyecektir. <br />
15.	Bütün demiryolları, İtilaf Devletleri tarafından kontrol altına alınacaktır. <br />
16.	Hicaz, Asir, Yemen, Suriye ve Irak'taki kuvvetler en yakın İtilaf Devletlerinin kumandanlarına teslim olunacaktır. <br />
17.	Trablus ve Bingazi'deki Osmanlı subayları en yakın İtalyan kuvvetlerine teslim olacaktır. <br />
18.	Trablus ve Bingazi'de Osmanlı işgali altında bulunan limanlar İtalyanlara teslim olacaktır. <br />
19.	Asker ve sivil, Alman ve Avusturya uyruğu, bir ay içinde Osmanlı topraklarını terk edeceklerdir. <br />
20.	Gerek askeri malzemelerin teslimine, gerek Osmanlı Ordusunun terhisine ve gerekse ulaşım araçlarının İtilaf Devletlerine teslimine dair verilecek herhangi bir emir, hemen yerine getirilecektir. <br />
21.	İtilaf Devletleri adına bir üye, iaşe nezaretinde çalışacak bu devletlerin ihtiyaçlarını temin edecek ve isteyeceği her bilgi kendisine verilecektir. <br />
22.	Osmanlı esirleri, İtilaf Devletleri’nin gözetimi altında kalacaktır. <br />
23.	Osmanlı Hükümeti, merkezi devletlerle bütün ilişkilerini kesecektir. <br />
24.	Altı vilayet adı verilen yerlerde bir kargaşa olursa(Erzurum, Sivas, Elazığ, Van, Bitlis, Diyarbakır), İtilaf Devletleri’nin bu vilayetlerin herhangi bir yerinde işgali hakkı vardır.<br />
25.	Müttefiklerle Osmanlı Devleti arasındaki savaş, 31 Ekim 1918 günü öğle zamanı sona erecektir. <br />
<br />
<br />
MONDROS MÜTAREKESİ<br />
1917 yılında savaşçı yanlar arasında kuvvet dengesinin var olduğu görülmekle beraber Antlaşma Devletleri'nde ekonomik ve sosyal durum gittikçe çökmekteydi. Mustafa Kemal uzun ve gizli bir raporunda, bu durumun üzerine parmak basmakta ve şöyle demekteydi.<br />
"Memleketin genel durumu her şeyden önce dikkati çekmektedir. Savaş her ulustan olan ana sınırımızı ayırt edilmeksizin son dereceye getirmiştir. Halk ile hükümet arasında bütün bağlar kesilmiştir. Evlerinde kalan halk, her bakımdan hükümetten uzak kalmakta çıkar görecek duruma gelmiştir. Çünkü bunlar, ya kadınlar, ya işe güce yaramayanlar veya asker kaçaklarıdır. Çalışmaları sonucu kendi yaşamlarını sürdürmeye yetmezken, asker ve sivil makamlar onlardan açıklık ve ölüm karşılığında varlıklarını istemekte. Bunlar daha çok dirençli ve inatçı olmak zorundadırlar".<br />
<br />
"Savaş sürerse karşısında bulunduğumuz en büyük tehlike her yandan çürüyen azametli saltanat binasının bir gün içinde ve birdenbire, her yönden çökmesi olasılığıdır. Savaşı bitirmenin anahtarları artık bizim tarafın elinde değildir".<br />
Enver, Talat Paşalar ve arkadaşları da bu durumun farkındaydılar. Fakat onlar kendilerini köprüleri yakmış durumda görmekteydiler. Koyu bir kadercililik ile Almanlar gibi felaket uçurumuna sürüklenmekte kararlıydılar. Bu nedenledir ki, ayrı bir barış girişimi onlar tarafından yapılamazdı. Böyle bir girişimin olanaklarının savaşa girişinden sonra Amerika tarafından da aranmış olduğu görülmektedir.<br />
<br />
Amerika, Türkiye'ye savaş açmamış olmasından yararlanarak onu Almanya'dan ayırdığı taktirde Bulgaristan'ın aynı yoldan ve kolaylıkla savaş dışı edileceğini, dolayısıyla da Almanya ile savaşın da kısa zamanda sona erdirileceğini hesaba katmaktaydı. Amerika Dış İşleri Sekreteri bu konuda İstanbul'daki Amerikan Elçisi Abraham Elkus'un yanından gelen özel sekreter M. Alsberg'ten ümit verici bir bilgi alamadı. Alsberg, Türkiye'nin ekonomik sefaletinin tablosunu çizmekle ve hatta halkın Almanlardan hoşnut olmadığını işaret etmekle beraber, Türklerin ayrı bir barışa cesaret edemeyeceklerini söylemişti. Buna neden olarak da Almanların komutasında bulunan iki savaş gemisinin (Yavuz ve Midilli) İstanbul önlerinde topları kente çevrili olarak demirli bulunduklarını göstermişti. Aynı konuda düşüncesi sorulan eski Elçi Morgenthau daha iyimserdi. O, İsviçre'ye giderken kimi aracılarla Enver ve Talat paşalarla barış görüşmelerine girişmek üzere kendi hizmetini önerdi. Washington'da bu hususta bir karar almadan önce, Mister Balfour'dan İngiltere'nin ne düşünmekte olduğu soruldu ve İsviçre'de bazı girişimlerin yapılmakta olduğu öğrenildi (16 Mayıs). Ne var ki, bu görüşmeler çürük bir temele dayanmaktaydı. Londra Hükümeti'nin İsviçre'ye göndermiş olduğu F. Kerr adlı temsilci, Osmanlı temsilcisi olarak Doktor Parodi adlı birisi ile karşılaşmıştı. Bu zat Osmanlı kabinesinde hiç de önemli etkisi bulunmayan ve azınlıkla olan barış yanlısı grup adına hareket ediyordu. Dolayısıyla ön ayak olmak istediği barış girişiminden olumlu bir sonuç beklenemezdi. 1917 yılı sonlarına doğru savaştan usanç duyan yalnız Antlaşma Devletleri halkları değildi. Uzlaşma Devletleri memleketlerinde de savaşa karşıt olanların sayısı artmaya başlamıştı. Özellikle İngiltere'de işçiler arasında bir intikam savaşı sürdürülmesine katlanmak istemeyenlerin sayısı artmaktaydı. Bunları sakinleştirmek ve Alman tarafını gevşetmek için uzlaşmacılar yeni bir barış saldırısına geçtiler.<br />
Mütareke 27 Ekim'de Mondros'ta Agamemnon zırhlısında Amiral Galthrope ile Hüseyin Rauf (Orbay) Bey başkanlığındaki Türk heyeti arasında başlayan görüşmeler sonunda oluşturulmuş, antlaşma 30 Ekim'de imzalanmış, ertesi gün de yürürlüğe girmişti. Antlaşma hükümleri şöyle sıralanabilir: Kara ve deniz kuvvetlerinin silahsızlandırılması, Boğazların açılması ve kontrolü, boşaltılacak yerler, uzlaşmacıların güvenliği ile ilgili tedbirler. Bu genel başlıklar altındaki hükümlerin ayrıntıları da şöyleydi.<br />
I. Kara ve Deniz Kuvvetlerinin Silahsızlandırılması: Uzlaşma Devletleri'nce iç sınırların güvenliğini sağlamak için kararlaştırılacak sayıdaki kuvvetlerin dışında kalan kara kuvvetlerinin terhisi, aynı maksatla bırakılacak küçük gemilerin dışındaki savaş gemilerinin İtilafçılara teslim edilmesi, askerlikten ayrılacakların araç, gereç ve her çeşit silahların kullanılmasına dair uzlaşmacılar tarafından verilecek talimata uyulması<br />
II. Boğazların Açılması ve Kontrolü: Çanakkale ve Karadeniz Boğazlarının geçişe açılması ve bunların istihkamlarının Uzlaşma Devletleri askerlerine bırakılması Osmanlı sularında ve özellikle Karadeniz'de bulunan torpillerin ayaklanmasında Uzlaşma Devletleri'ne yardımda bulunulması.<br />
III. Boşaltılacak Yerler ve Teslim Olacak Kuvvetler: İran'ın Kuzeybatısı'ndaki kuvvetleri Antlaşma Devletleri derhal savaştan önceki sınırlar gerisine çekeceklerdi. Güney Kafkasya'da henüz boşaltılamayan yerler de Uzlaşma Devletleri'nce teslim olacaklardır. Kilik'yadaki kuvvetlerin 5. maddeye göre fazlası da geri çekilecektir. Trablus'ta ve Bingazi'de bulunan Osmanlı subayları İtalyan birliklerine teslim olacaklardır. Burada ve Mısır'da işgal altında bulunan limanlar da İtalyan birliklerine teslim edileceklerdir.<br />
VI. Uzlaşma Devletlerinin Denetimine Bırakılan Yerler: Toros tünelleri Uzlaşma Devletleri tarafından işgal edilecektir; telsiz, telgraf ve kablolar, bütün demiryolları, deniz ve kara ticaret araç ve gereçleri, iaşe nezareti işleri Uzlaşma Devletleri subay ve memurlarının denetiminde bulunacaklardır. <br />
V. Uzlaşma Devletleri'nin Faydalanmalarına Bırakılan Yerler: Osmanlıların ellerinde bulunan bütün limanlar ile deniz yerlerinden, tersanelerinden, akaryakıt mevcudundan ve deniz araçlarından Uzlaşmacı Devletler faydalanabileceklerdir.<br />
VI. Esirlerin ve Dost Devletler Personelinin Durumu: Uzlaşmacı Devletleri'nin savaş esirleri ile Ermeni esir ve tutukluları, kayıtsız şartsız olarak, İstanbul'da uzlaşmacılara teslim edilecek, Alman, Avusturya kara ve deniz, sivil, memur ve uyrukları Osmanlı memleketini terk edecekler.<br />
VII. Güvenlik Tedbirleri: Uzlaşmacılar, güvenliklerini gölgelendiren durumda herhangi sevkülceyş (stratejik) noktasını ele geçirmek hakkına sahip olacaklardır. Altı vilayette kargaşalık çıkması halinde vilayetlerin herhangi bir bölümün de işgal etme hakkına sahip olacaklardır.<br />
Yukarıdaki hükümlerinden de anlaşılacağı üzere Mondros Mütarekesi'nin karakteri Osmanlı İmparatorluğu'na son vermesi, İmparatorluk dışında kalan Türkiye'nin paylaşılmasına zemin hazırlanması ve Osmanlı Devleti'nin egemenliğini kısıtlaması noktalarında toplanabilir. Gerçek şudur ki, Mısır ve Kıbrıs, Birinci Dünya Savaşı'nın başında hukuk yönünden Osmanlı Devleti'nden ayrılmış, İngilizlerin eline geçmişti. Mütareke ile Arap memleketleri de fiilen Osmanlı egemenliğinden çıkmaktaydı. Dolayısıyla henüz usulüne göre imzalanmış bir barış antlaşması bulunmamakla beraber, Osmanlı İmparatorluğu artık tarihe karışmış görünümdeydi. Ortada sözü yalnız Türk topraklarında geçerli bir Osmanlı Devleti kalmıştı.<br />
Ne var ki, bundan böyle gerçek anlamıyla Türkiye adını taşıyacak bu topraklar da bir paylaşma konusu olacak duruma girmişti. İstanbul Boğazı ile Çanakkale Boğazı'nın işgali öngörülmekle Osmanlı başkenti de bu işgalin etkisi altına girmiş olacaktı. Mütareke, Anadolu'nun kuzeydoğusunda Osmanlı kuvvetlerinin savaştan önceki sınırlara çekileceğini saptamakla, Kars ve Ardahan'ı Türkiye sınırları dışında bırakıyordu. Mütarekenin Toros tünellerinin Uzlaşmacı Devletler kuvvetlerince işgal edileceği ve bunların kalan "Kilikya" terimi ile adlandırılan topraklardan Osmanlı askerlerinin geri çekileceği konusundaki hükümleri dikkate alınınca, Güneydoğu Anadolu'nun da Türkiye'den ayrılmasının kararlaştırılmış olduğu ortaya çıkıyordu. Nihayet Mütareke'nin güvenlik tedbirleriyle, Türkiye'de herhangi bir sevkülceyş önemi taşıyan bir noktasının ve özellikle Doğu Anadolu'nun altı vilayetinin de uzlaşmacılar tarafından işgal edilebileceğini içeren hükümleri de Türkiye topraklarının parçalanmasına delalet etmekten başka bir anlamla yorumlanamazdı.<br />
<br />
Antlaşmanın toprak hükümleri dışında kalan hükümlerinin tümünün devletin egemenliğine dokunur yanları vardı. Bunlar arasında özellikle silahsızlandırılan kara ve deniz kuvvetlerinin statüsü, haberleşme araçlarının, taşıt araçlarının, ticaret ve iaşe işlerinin bile Uzlaşmacı Devletler denetimi altına konması, Osmanlı Devleti'nin egemenliğinin ne derece kısıtlanmış olduğunu göstermeye yeterlidir.<br />
<br />
<br />
MONDROS ATEŞKES ANTLAŞMASI <br />
Antlaşma Görüşmeleri<br />
Birinci Dünya Savaşı’na Almanya, Avusturya-Macaristan ve Bulgaristan’ın oluşturduğu İttifak Devletleri Grubu’nda savaşa katılan Osmanlı Devleti’nin durumu 1918 yılına gelindiğinde pek iç açıcı değildi. 1911 yılından beri sürekli savaşmakta olan Osmanlı Devleti, son büyük savaşta insan ve malzeme kaynaklarının çoğunu tüketmek zorunda kalmış, devletin temel dayanağı olan Anadolu, sosyal ve ekonomik açıdan çökmüştü. Aktif iş gücünün askerlik hizmetinde bulunuyor olması nedeniyle üretim düşmüş, fiyatlar alabildiğine yükselmiş, yoksulluk artmıştı. Ekonomik çöküntü, sosyal çöküntüyü de beraberinde getirmiş; ordudan kaçan askerlerin gruplar halinde soygun, talan vb. suçları işlemesi nedeniyle devlet otoritesi kalmamıştı.<br />
Savaşın İttifak Devletleri grubunun aleyhine sonuçlanacağı 1918 yılının ortalarına doğru anlaşılmaya başlanmış; hatta Osmanlı Sadrazamı Talat Paşa, 3 Eylül 1918’de Avrupa’ya yaptığı seyahatinde müttefiklerin barış hakkındaki düşüncelerini öğrenmeye çalışmıştı. Ancak bu çabalardan bir sonuç alınamamıştı.<br />
1918 yılının Ekim ayından başlayarak; savaşta birlikte çarpıştığımız müttefiklerimiz, birer ateşkes antlaşması yapmak için değişik kanallardan İtilâf Devletleri’ne başvurmaya başlamışlardı. Bunun üzerine, Talat Paşa hükümeti 8 Ekim 1918’de istifa etmişti. 4 Temmuz 1918’de Osmanlı tahtına oturmuş olan Sultan Vahdettin, yeni hükümeti kurma görevini Tevfik Paşa’ya vermişti. Ancak, Tevfik Paşa’nın hükümet kuramaması üzerine hükümeti kurma görevi Ahmet İzzet Paşa’ya verilmişti.<br />
Ahmet İzzet Paşa, memleketin içinde bulunduğu kritik durumu göz önünde tutarak, vakit kaybetmeksizin, bütün gayreti ile bir ateşkes antlaşması imzalamak için çalışmalara başlamıştı. Çünkü İngilizler ve Fransızlar, Trakya’da yedi tümenlik yeni bir askerî kuvvet oluşturmaya başlamışlardı. Bu kuvvetlerin İstanbul ve boğazlar üzerine yürümesini önlemek isteyen İzzet Paşa, ateşkes çalışmalarını hızlandırmıştı. Hatta 5 Ekim 1918’de barış yapma isteğimiz A.B.D. Başkanı Wilson’a değişik yollardan iletilmiş, ancak olumlu bir cevap alınamamıştı.<br />
Ahmet İzzet Paşa, 19 Ekim 1918’de Mebusan Meclisinde okuduğu hükümet programında yapılacak bir antlaşmanın temel esaslarını ortaya koymaya çalışmıştı ve Wilson prensipleri çerçevesinde bir barış yapabileceğimizi belirtmişti.<br />
Ahmet İzzet Paşa Hükümeti’nin antlaşma yapma yollarını arayıp, bir türlü sonuç alamadığı sıralarda; Kutülammâre’de esir düşerek Büyükada’da esirlik günlerini geçiren İngiliz Generali Townshend, eskiden beri tanıdığı ve hükümette Bahriye Nazırlığı görevinde bulunan Rauf Bey’e bir mektup göndererek “esirliği süresince gördüğü hoş ve şerefli muameleye karşılık olarak, İngiltere ile görüşmelere başlandığı takdirde, Osmanlı Hükümeti’ne yardıma hazır olduğunu” bildirdi.<br />
İngiliz Generali sayesinde, Osmanlı Hükümeti’nce bulunmaz bir fırsat elde edildi. Çünkü, Hükümet, mütareke yapabilmek için çeşitli yolları denemiş, fakat olumlu bir sonuç alamamıştı. Bu nedenle Townshend’in teklifine sıcak bakılmış ve 17 Ekim 1918’de Sadrazam Ahmet İzzet Paşa, Bahriye Nazırı Rauf Bey ve General Townshend arasında bir görüşme yapılmıştı. İngiliz yetkililer ile görüşen General Townshend, bu girişimden olumlu sonuç almıştı.<br />
Diğer taraftan İngiliz Hükümeti de Osmanlı Hükümeti ile yapılacak bir ateşkes antlaşmasının sadece kendi temsilcilerinin katılacağı görüşmelerle yapılmasını istemekteydi. Bu nedenle, Osmanlı Devleti’nin ateşkes teklifini kabul etmiş ve Akdeniz Filosu Komutanı Vis Amiral Calthorpe’ye İngiltere adına ateşkes antlaşması görüşmelerini başlatması konusunda yetki vermişti. Amiral Calthorpe de Osmanlı Sadrazamı Ahmet İzzet Paşa’ya bir an önce Osmanlı delegelerinin ateşkes antlaşması için Mondros’a gönderilmesini isteyen bir mektup göndermişti.<br />
Mütarekenin İmzalanması ve Hükümleri<br />
Amiral Calthorpe’nin bu mektubu üzerine Padişah Vahdettin’le görüşen Sadrazam Ahmet İzzet Paşa, bir heyet hazırladı. Heyete Bahriye Nazırı Rauf Bey, Hariciye Müsteşarı Reşat Hikmet Bey, o zaman İzmir’de bulunan yarbaylardan Sadullah Bey seçildi.<br />
26 Ekim 1918’de Limni Adası’nın Mondros Limanına ulaşan heyetimiz, 27 Ekim 1918’de İngilizlerin meşhur Agemennon zırhlısında görüşmelere başladı. İlk oturumda -önceden Osmanlı heyetine verilmemiş olan- ateşkes antlaşması metni okunarak maddeleri üzerinde görüşmelere geçildi. Beş oturum olarak yapılan görüşmeler sonucunda, 30 Ekim 1918’de çalışmalar tamamlanmış ve antlaşma aynı gün akşam saat 20. 00’de imzalanmıştır.<br />
30 Ekim 1918 günü İtilâf Devletleri adına İngiliz Akdeniz Filosu Komutanı Vis Amiral Calthorpe ile Osmanlı Devleti adına Rauf, Reşat Hikmet ve Sadullah Bey’lerin imzaladıkları Mondros Ateşkes Antlaşması 25 maddeden oluşmaktaydı. <br />
Türk Milleti’nin kaderini büyük ölçüde etkileyen ve altı yüz yıllık Osmanlı Devleti’nin sonunu hazırlayan Mondros Ateşkes Antlaşması’nın en ağır maddeleri, ya da sık sık ihlâlinden şikayet edilen maddeleri şunlardır:<br />
Madde 1. Karadeniz’e geçiş için, Çanakkale ve Karadeniz Boğazlarının açılması ve Karadeniz’e geçiş güvenliğinin sağlanması için Çanakkale ve Karadeniz İstihkamlarının müttefikler tarafından işgali.<br />
Madde 5. Hudutların korunması ve iç güvenliğin sağlanması için, lüzum görülecek askerî kuvvetten fazlasının derhal terhisi (İşbu askerî kuvvetin sayısı ve durumu İtilâf Hükümetleri tarafından Devlet-i Aliye ile müzakere edildikten sonra kararlaştırılacaktır. )<br />
Madde 7. Müttefikler (İtilâf devletleri), güvenliklerini tehdit edecek durumda stratejik noktalarını işgal hakkına sahip olacaklardır.<br />
Madde 10. Toros Tünellerinin Müttefikler tarafından işgali.<br />
Madde 12. Hükümet haberleşmeleri dışındaki telsiz ve kablolar İtilâf devletleri memurları tarafından denetlenecektir.<br />
Madde 15. Bütün demiryollarına İtilâf kontrol subayları memur edilecektir.<br />
Madde 20. Beşinci madde gereğince terhis edilecek Osmanlı kuvvetlerine ait teçhizat, silah, cephane ve nakil vasıtalarının kullanma tarzına ait verilecek malumata riayet olunacaktır. <br />
Madde 21. İtilâf devletlerinin menfaatlerini korumak için İaşe Nezaretinde İtilâf mümessilleri bulunacak ve kendilerine bu yolda gerekli görülecek bütün bilgiler verilecektir.<br />
Madde 24. Vilayat-i Sittede (İngilizce metinde altı Ermeni vilayeti olarak geçen bu vilayetlerimiz şunlardı:Erzurum, Van, Harput, Diyarbakır, Sivas, Bitlis) karışıklık çıkması halinde bu vilayetlerin bir kısmının işgal hakkını İtilaf devletleri muhafaza ederler.<br />
İtilâf devletleri bu antlaşmaya, dış görünüşte Osmanlı Devletini ve Türk Milletini yok edici kayıtsız ve şartsız teslim hissini verecek açık hükümler koymaktan kaçınmışlardı. Buna karşın, savaş içinde aralarında imzaladıkları gizli paylaşım projelerinin ve antlaşmalarının uygulanabilmesi için de yoruma açık bir metin düzenlemişlerdi.<br />
Ateşkes Antlaşmasının imzalanmasını her iki hükümet de kendi açısından bir başarı saymıştı. Sadrazam Ahmet İzzet Paşa, Rauf Bey’e bir teşekkür yazısı yazmış ve ateşkes antlaşmasının onaylanması amacıyla Meslis-i Mebusan’da yaptığı konuşmada antlaşmanın ılımlı olduğunu söyleyerek, meclisin oy birliği ile antlaşmayı onaylamasını sağlamıştı. Diğer taraftan, İngiliz Savaş Kabinesi de 31 Ekim’de Calthorpe’ye görüşmeleri “kudret ve başarı ile yürüttüğü için” tebrik telgrafı göndermeye karar vermiş; Calthorpe’yi İngiltere’nin İstanbul’daki “Yüksek Komiserliğine” getirmiştir.<br />
Aslında antlaşma, Osmanlılar için, diğer müttefik devletlerin yaptıkları antlaşmalara bakarak daha hafif gibi görünüyorsa da, uygulamada Türk Milleti için bir felaket habercisi olmuştur. <br />
Mondros Ateşkes Antlaşması’nın Hükümlerinin Uygulanması ve İşgaller<br />
Antlaşmanın hükümlerinin esnek ve karmaşık olması bir çok güçlüklerin çıkmasına yol açmıştır. Bu şartlardan yararlanan İtilâf Devletleri, Osmanlı Devleti’ni parçalamak amacıyla önceden hazırladıkları gizli plânlarını artık açıkça uygulamaya koyabileceklerdi. <br />
Antlaşmanın imzalanmasından sonra İngilizler, Osmanlı topraklarını kolaylıkla işgal edebilmek için, öncelikle Osmanlı Ordusu’nun dağıtılmasını istemişlerdi. Bunun üzerine Ahmet İzzet Paşa Hükümeti, ordu komutanlarına yolladığı emirlerle, birliklerinin terhis işlemlerini başlatmalarını ve müttefik işgallerine tepki göstermemelerini istemişti.<br />
Ayrıca mütarekenin 7. maddesini kendi arzu ve amaçları doğrultusunda yorumlayan İtilaf devletleri Türk topraklarını işgale başladılar.1 Kasım 1918’de İngilizlerin, Türk olmayan halkın baskı altında olduğunu ileri sürerek Musul’un 20 km güneyinde bulunan Hamamalık’ı işgal ettiler. O bölgede bulunan 6. Türk Ordusu Komutanı Ali İhsan Paşa’nın bu işgali şiddetle protesto etmesine rağmen, İngiliz askerî kuvvetleri ilerlemeye devam ederek 3 Kasım 1918’de Musul’u işgal ettiler. İşgallere tepki gösteren Ali İhsan Paşa da görevden alınarak İstanbul’a çağrılmış ve tutuklanmış; bir süre sonra da diğer tutuklananlarla birlikte Malta’ya sürgüne gönderilmiştir.<br />
Ateşkes Antlaşmasının imzalandığı tarihte; yani 30 Ekim 1918’de Adana’da bulunan Yıldırım Ordu Grubu Komutanlığı’na atanmış olan Mustafa Kemal Paşa, Mondros Mütarekesinin maddelerine en sert tepkiyi gösteren kişilerden biri olmuştu. Mustafa Kemal Paşa, “bu hükümlerin aynen uygulandığı takdirde bütün vatanın işgal ve istila edilebileceği” gerçeğini görmüş ve bu konuda yetkilileri uyarmaya çalışmıştı.<br />
Musul’dan sonra İngilizlerin İskenderun’a asker çıkaracaklarını ve şehri işgal edeceklerini öğrenen Mustafa Kemal Paşa, buna oldukça sert bir tepki gösterdi. Sadrazam Ahmet İzzet Paşa’ya gönderdiği telgraflarda, bu işgallerin haksız olduğunu, İskenderun’a çıkacak İngiliz kuvvetlerine karşı mücadele edeceğini bildirdi. Bunun üzerine telaşlanan Ahmet İzzet Paşa, İngilizlerle olan ilişkinin tekrar bir çatışmaya dönmemesi için Yıldırım Ordu Grubu’nu görevden aldı. Yetkisiz ve makamsız kalan Mustafa Kemal Paşa, İstanbul’a çağrılmıştı. Bu nedenle 7 Kasım 1918’de de İstanbul’a gitmek üzere trenle Adana’dan ayrıldı.<br />
Mustafa Kemal Paşa’nın İstanbul’a gelmesinden sonra İngilizler İskenderun’u 9 Kasımda işgal ettiler.<br />
6 Kasım’da Çanakkale’ye gelen bir İngiliz Heyeti ile yapılan protokol ile, burada bulunan Türk askerî birliklerinin İstanbul’a gönderilmesi kararlaştırılarak, silah ve cephaneler uygun depolara yığıldı. Boğazları teslim almak amacıyla, 10 Kasım 1918’de İngilizler Çanakkale’ye girdiler ve şehri işgal ettiler.<br />
Diğer taraftan 9-12 Kasım 1918 tarihleri arasında 73 parça savaş gemisinden oluşan İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunan savaş gemileri Çanakkale Boğazı’ndan geçerek, 13 Kasım 1918 günü İstanbul önlerine geldi ve Dolmabahçe önlerine dizildi. Böylece Osmanlı Devleti’nin başkenti olan İstanbul fiili bir işgale maruz kaldı.<br />
Bir İtilâf devletleri donanması da İzmir limanı önlerine gelmişti. İzmir’de bulunan 8. Türk Ordusu Komutanı Nurettin Paşa direnmek için kuvvetlerinin takviye edilmesini İstanbul’dan istemişti. Ancak, Harbiye Nezareti bunu da kabul etmedi ve kuvvetlerin terhisinde ısrar etti. İzmir’e giren İtilaf Donanması burada “Abluka ve seyrüsefer Kumandanlığını” kurdular.<br />
Aralık 1918’de de Fransızlar, Dörtyol, Mersin, Osmaniye ve Adana’yı işgal ettiler. İngilizler ise Batum, Antep, Konya istasyonunu, Ocak ve Şubat 1919’da ise Maraş ve Bilecik, Mart’ta Samsun ve Merzifon ile Urfa’yı, Nisan’da ise Kars’ı işgal ettiler.<br />
İtalyanlara gelince, onlar başlangıçta işgaller için acele etmemişlerdi. Ancak Paris Barış Konferansı ‘nda Yunanistan lehine olan gelişmeleri görünce 28 Mart 1919’da Antalya, 4 Mayıs’ta Kuşadası, 11 Mayıs’ta da Fethiye, Bodrum ve Marmaris’i işgal ettiler. Konya ve Akşehir’e kuvvet gönderdiler.<br />
Antlaşmanın hükümlerine aykırı olarak yapılan bu işgallerin yanı sıra; İngiliz Dışişleri Bakanı Lord Curzon’un, İngiliz Avam Kamarası’nda yaptığı bir konuşmada “Kürt, Arap, Ermeni, Rum ve Yahudilerin Türk egemenliğinden kurtarılacağını” söylemesi, İtilaf devletlerinin gerçek niyetlerini ortaya koyuyordu. İngilizler, azınlıkların bağımsızlıklarına yönelik sözler vererek onların Türklere karşı cephe almalarını sağladılar. Türklere esaret dolu bir hayat hazırlıyorlardı. Bunun bir an önce gerçekleşmesi için de işgallere hız verdiler.<br />
Mütarekenin imzalanmasından 15 Mayıs 1915 tarihinde İzmir’in işgaline kadar gerçekleşen işgaller şu sırayı takip etti:<br />
-Fransızlar 11 Aralık 1918’de Dörtyol’u, 17 Aralık 1918’de Mersin’i, 26 Aralık 1918’de Pozantı’ya kadar bütün Adana vilayetini, 3 Şubat 1919’da Çiftehan’ı, 16 Nisan 1919’da Afyonkarahisar istasyonunu;<br />
-İngilizler 24 Aralık 1918’de Batum’u, 13 Ocak 1919’da Karkamış’ı, 23 Ocak 1919’da Konya İstasyonu’nu, 22 Şubat 1919’da Maraş’ı, 27 şubat 1919’da Bilecik’i, 24 Mart 1919’da Urfa’yı, 13 Nisan 1919’da Kars’ı işgal etmişlerdi. İngilizler, ayrıca 9 Mart 1919’da Samsun’a asker çıkarmışlar ve bir kaç gün sonra Merzifon’a bir kıta göndermişlerdi.<br />
-İtalyanlar 28 Mart 1919’da Antalya’yı, 4 Mayıs 1919’da Kuşadası’nı, 11 Mayıs 1919’da Fethiye’yi, Bodrum ve Marmaris’i işgal ettiler. İtalyanlar, ayrıca 2 Nisan 1919’da Konya’ya bir tabur ile 14 Mayıs 1919’da Akşehir’e bir müfreze yerleştirdiler.<br />
-Yunanlılar ise 9 Ocak 1919’da Uzunköprü-Hadimköy Demiryolu’nu; İngiliz-Fransız birlikleri de 1 şubat 1919’da Turgutlu-Aydın Demiryolu’nu işgal ettiler.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #1E90FF;">M. Kemal 1. Dünya Savaşı’ndan kısa bir süre önce ileri sürdüğü isâbetli fikirler,Osmanlı Devleti’nin son on yılında iktidara sahip İttihat ve Terakki hükümeti tarafından başarılı bir şekilde uygulanabilseydi, devlet daha o zaman kurtarılabilirdi. Tarihin akışını anlamayan İttihat ve Terakki liderleri bu cesareti gösteremediler. I. Dünya Savaşı Almanya ve müttefikleri aleyhine gelişiyordu. 29 Eylül 1918 tarihinde Bulgaristan savaştan çekilmiş, 4 Ekim 1918 tarihinde de Almanya barış istemişti. İstanbul'da Talat Paşa Hükümeti istifa etmiş, yeni Hükümeti Ahmet İzzet Paşa kurmuştu. Bu gelişmeler karşısında Mustafa Kemal Paşa yetkili makamlara, askeri ve siyasi önerilerine devam etti fakat yine kabul ettiremedi. Sonunda 30 Ekim 1918 tarihinde de Osmanlı Devleti, İtilaf Devletleri ile Mondros Ateşkes Antlaşmasını imzalayarak l. Dünya Savaşı'ndan çekildi. <br />
<br />
I.Dünya Savaşı’na girilmesi, büyük kayıpların yanında, devletin sonu olmuş, bu devlet içinden yeni bir Türk devleti çıkarılmasını da iyice zorlaştırmıştır. Dört yıl süren savaştan yenilmiş olarak çıkan devlet, 30Ekim 1918 tarihinde Mondros Ateşkes Antlaşması’nı imzalamak zorunda kalmıştır. <br />
Müttefiklerin Anadolu’yu parçalayacaklarını çok iyi bilen Mustafa Kemal Paşa , Mondros Ateşkes Antlaşması yapıldıktan sonra Kasım ayı ortalarında İstanbul’daydı. Millî Mücadele’ye hazırlanan Mustafa Kemal, İstanbul’da bulunduğu sıralarda, devletin içinde bulunduğu durumun değerlendirmesini yapıyordu. <br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Mondros Ateşkes Antlaşmasının Ardından Ülkenin Durumu<br />
Mustafa Kemal Paşa, 31 Ekim 1918 tarihinde Yıldırım Ordular Grubu Komutanlığı'na getirildi ise de artık yapacak bir şey kalmamıştı. 7 Kasım 1918 tarihinde bu Grup Kumandanlığı'nın da Padişah iradesiyle kaldırılması üzerine Adana'dan hareketle 13 Kasım 1918 günü İstanbul'a geldi. Artık Türkiye, Mondros Ateşkes Antlaşmasının şartlarını yaşıyordu ve kendisi de Harbiye Nezareti emrine verilmiş bir Ordu Kumandanı idi. <br />
Atatürk II. Ordu Komutanı iken, Diyarbakır'da Avusturya-Macaristan Birliği'ni denetlerken görülmektedir. <br />
Memleket ve milletin içinde bulunduğu şartlar çok ağırdı. Büyük bir savaş sonunda, yenilmiş bir devlet olarak 30 Ekim 1918'de "Mondros Ateşkes Antlaşması " adı verilen şartları ağır bir anlaşma imzalanmış, bu anlaşma şartlarına dayanılarak memleketin birçok bölgesi galip devletlerce işgal edilmiş, ordumuz dağıtılmış, bütün silah ve cephane galip devletlerin emrine verilmişti. Osmanlı memleketleri tamamen parçalandığı gibi, Türk'ün ana yurdu, Anadolu da galip devletler arasında paylaşılıyordu. Anadolu'nun her şehrinde yabancı subaylar dolaşıyor, İtilaf Devletleri temsilcisi sıfatıyla talimatlar veriyorlardı. Yunanlılar da İzmir'i işgal hazırlıklarıyla meşguldu; bu yolda büyük çaba harcıyorlar, İtilaf Devletleri'ni iknaya çalışıyorlardı. Nihayet 15 Mayıs 1919'da bu amaçlarına ulaştılar. <br />
Olayların bu şekilde gelişeceğini Mustafa Kemal, önceden sezmişti.Mondros Ateşkes Antlaşması'ndan 5 gün sonra, 5 Kasım 1918'den itibaren Harbiye Nezareti'nden Mondros Ateşkes Antlaşması gereğince ordulara terhis emirleri gelmeye başladı. Atatürk, aynı gün Adana'dan Sadrazam Ahmet İzzet Paşa'ya ilk ikaz telgrafını çekti: “Ciddi olarak arz ederim ki gereken tedbirleri almadıkça orduyu terhis etmeyiniz! Şayet orduları terhis edecek ve İngilizlerin her dediğine boyun eğecek olursak düşman işgallerinin önüne geçmeye imkan kalmayacaktır.” Bu, Atatürk'te, her şey bitti zannedilen bir zamanda da kurtuluş ümidinin sönmediğini, pek çoklarının düştüğü ümitsizliğe asla kendisini kaptırmadığını gösterir. <br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
MONDROS ATEŞKES ANTLAŞMASI<br />
30 Ekim 1918 tarihinde, Limni adasının Mondros Limanı'nda Bahriye Nazırı Hüseyin Rauf Orbay'ın başkanlığını yaptığı Osmanlı Heyeti ile İngiliz Amiral Calthorp'un başkanı olduğu İtilaf Devletleri Heyeti arasında imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması ile silahlı çatışma sona ermiştir. 1. Dünya Savaşı’nı bitiren bu Antlaşma aslında çok ağır şartlar taşıyordu. Mondros Ateşkes Antlaşması aslında Osmanlı Devleti'nin yıkılışını öngörmekte; İtilaf Devletleri’ne Osmanlı İmparatorluğu’nun herhangi bir bölgesine, güvenliklerini tehdit edecek bir durum nedeni ile işgal hakkını tanımaktaydı.<br />
<br />
Mustafa Kemal'e göre; Osmanlı Hükümeti, bu antlaşma ile kendini kayıtsız şartsız düşmana teslim etmeyi kabul etmişti. Yalnız bununla da kalmayıp, düşmanların memleketi işgali için onlara yardım etmeye de söz vermişti. Bu antlaşma olduğu gibi uygulandığında memleketin baştan sona kadar işgal altında kalacağı kesindi.<br />
<br />
Mondros Ateşkes Antlaşması ile İtilaf Devletleri, barış antlaşmasının imzalanmasını bile beklemeden, Türk Topraklarını bölüşmeye başladılar. Ateşkes Antlaşmasının 7. maddesine göre de, bütün memleketin işgali için İtilaf Devletleri’ne imkan verilmişti.<br />
<br />
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın başlıca maddeleri şunlardır:<br />
1.	Çanakkale ve İstanbul Boğazları açılacaktır. Karadeniz'e serbestçe geçiş sağlanacak ve Çanakkale ve Karadeniz yörelerinin İtilaf Devletleri tarafından işgali sağlanacaktır. <br />
2.	Osmanlı sularındaki bütün torpil tarlaları ile torpido ve kovan mevzilerinin yerleri gösterilecektir. Bunları taramak ve kaldırmak için yardım edilecektir. <br />
3.	Karadeniz'deki torpiller hakkında bilgi verilecektir. <br />
4.	İtilaf Devletlerinin bütün esirleri ile Ermeni esirleri kayıtsız şartsız İstanbul'da teslim olunacaktır. <br />
5.	Sınırların korunması ve iç güvenliğin sağlanması dışında, Osmanlı ordusu terhis edilecektir. <br />
6.	Osmanlı savaş gemileri teslim olup, gösterilecek Osmanlı limanlarında gözaltında bulundurulacaktır. <br />
7.	İtilaf Devletleri, güvenliklerini tehdit edecek bir durumun ortaya çıkması halinde herhangi bir stratejik yeri işgal etme hakkına sahip olacaktır. <br />
8.	Osmanlı demiryollarından İtilaf Devletleri de yararlanacaklar ve Osmanlı ticaret gemileri onların hizmetinde bulundurulacaktır. <br />
9.	İtilaf Devletleri, Osmanlı tersane ve limanlarındaki araçlardan yararlanacaktır. <br />
10.	Toros Tünelleri, İtilaf Devletleri tarafından işgal edilecektir. <br />
11.	İran içlerinde ve Kafkasya'da bulunan Osmanlı kuvvetleri, işgal ettikleri yerlerden geri çekilecekler. <br />
12.	Hükümet haberleşmesi dışında, telsiz, telgraf ve kabloların denetimi, İtilaf Devletlerine geçecektir. <br />
13.	Askeri, ticari ve denizle ilgili madde ve malzemelere zarar verilmeyecektir. <br />
14.	İtilaf Devletleri kömür, mazot ve yağ maddelerini Türkiye'den sağlayacaktır. Bu maddeler ihraç edilmeyecektir. <br />
15.	Bütün demiryolları, İtilaf Devletleri tarafından kontrol altına alınacaktır. <br />
16.	Hicaz, Asir, Yemen, Suriye ve Irak'taki kuvvetler en yakın İtilaf Devletlerinin kumandanlarına teslim olunacaktır. <br />
17.	Trablus ve Bingazi'deki Osmanlı subayları en yakın İtalyan kuvvetlerine teslim olacaktır. <br />
18.	Trablus ve Bingazi'de Osmanlı işgali altında bulunan limanlar İtalyanlara teslim olacaktır. <br />
19.	Asker ve sivil, Alman ve Avusturya uyruğu, bir ay içinde Osmanlı topraklarını terk edeceklerdir. <br />
20.	Gerek askeri malzemelerin teslimine, gerek Osmanlı Ordusunun terhisine ve gerekse ulaşım araçlarının İtilaf Devletlerine teslimine dair verilecek herhangi bir emir, hemen yerine getirilecektir. <br />
21.	İtilaf Devletleri adına bir üye, iaşe nezaretinde çalışacak bu devletlerin ihtiyaçlarını temin edecek ve isteyeceği her bilgi kendisine verilecektir. <br />
22.	Osmanlı esirleri, İtilaf Devletleri’nin gözetimi altında kalacaktır. <br />
23.	Osmanlı Hükümeti, merkezi devletlerle bütün ilişkilerini kesecektir. <br />
24.	Altı vilayet adı verilen yerlerde bir kargaşa olursa(Erzurum, Sivas, Elazığ, Van, Bitlis, Diyarbakır), İtilaf Devletleri’nin bu vilayetlerin herhangi bir yerinde işgali hakkı vardır.<br />
25.	Müttefiklerle Osmanlı Devleti arasındaki savaş, 31 Ekim 1918 günü öğle zamanı sona erecektir. <br />
<br />
<br />
MONDROS MÜTAREKESİ<br />
1917 yılında savaşçı yanlar arasında kuvvet dengesinin var olduğu görülmekle beraber Antlaşma Devletleri'nde ekonomik ve sosyal durum gittikçe çökmekteydi. Mustafa Kemal uzun ve gizli bir raporunda, bu durumun üzerine parmak basmakta ve şöyle demekteydi.<br />
"Memleketin genel durumu her şeyden önce dikkati çekmektedir. Savaş her ulustan olan ana sınırımızı ayırt edilmeksizin son dereceye getirmiştir. Halk ile hükümet arasında bütün bağlar kesilmiştir. Evlerinde kalan halk, her bakımdan hükümetten uzak kalmakta çıkar görecek duruma gelmiştir. Çünkü bunlar, ya kadınlar, ya işe güce yaramayanlar veya asker kaçaklarıdır. Çalışmaları sonucu kendi yaşamlarını sürdürmeye yetmezken, asker ve sivil makamlar onlardan açıklık ve ölüm karşılığında varlıklarını istemekte. Bunlar daha çok dirençli ve inatçı olmak zorundadırlar".<br />
<br />
"Savaş sürerse karşısında bulunduğumuz en büyük tehlike her yandan çürüyen azametli saltanat binasının bir gün içinde ve birdenbire, her yönden çökmesi olasılığıdır. Savaşı bitirmenin anahtarları artık bizim tarafın elinde değildir".<br />
Enver, Talat Paşalar ve arkadaşları da bu durumun farkındaydılar. Fakat onlar kendilerini köprüleri yakmış durumda görmekteydiler. Koyu bir kadercililik ile Almanlar gibi felaket uçurumuna sürüklenmekte kararlıydılar. Bu nedenledir ki, ayrı bir barış girişimi onlar tarafından yapılamazdı. Böyle bir girişimin olanaklarının savaşa girişinden sonra Amerika tarafından da aranmış olduğu görülmektedir.<br />
<br />
Amerika, Türkiye'ye savaş açmamış olmasından yararlanarak onu Almanya'dan ayırdığı taktirde Bulgaristan'ın aynı yoldan ve kolaylıkla savaş dışı edileceğini, dolayısıyla da Almanya ile savaşın da kısa zamanda sona erdirileceğini hesaba katmaktaydı. Amerika Dış İşleri Sekreteri bu konuda İstanbul'daki Amerikan Elçisi Abraham Elkus'un yanından gelen özel sekreter M. Alsberg'ten ümit verici bir bilgi alamadı. Alsberg, Türkiye'nin ekonomik sefaletinin tablosunu çizmekle ve hatta halkın Almanlardan hoşnut olmadığını işaret etmekle beraber, Türklerin ayrı bir barışa cesaret edemeyeceklerini söylemişti. Buna neden olarak da Almanların komutasında bulunan iki savaş gemisinin (Yavuz ve Midilli) İstanbul önlerinde topları kente çevrili olarak demirli bulunduklarını göstermişti. Aynı konuda düşüncesi sorulan eski Elçi Morgenthau daha iyimserdi. O, İsviçre'ye giderken kimi aracılarla Enver ve Talat paşalarla barış görüşmelerine girişmek üzere kendi hizmetini önerdi. Washington'da bu hususta bir karar almadan önce, Mister Balfour'dan İngiltere'nin ne düşünmekte olduğu soruldu ve İsviçre'de bazı girişimlerin yapılmakta olduğu öğrenildi (16 Mayıs). Ne var ki, bu görüşmeler çürük bir temele dayanmaktaydı. Londra Hükümeti'nin İsviçre'ye göndermiş olduğu F. Kerr adlı temsilci, Osmanlı temsilcisi olarak Doktor Parodi adlı birisi ile karşılaşmıştı. Bu zat Osmanlı kabinesinde hiç de önemli etkisi bulunmayan ve azınlıkla olan barış yanlısı grup adına hareket ediyordu. Dolayısıyla ön ayak olmak istediği barış girişiminden olumlu bir sonuç beklenemezdi. 1917 yılı sonlarına doğru savaştan usanç duyan yalnız Antlaşma Devletleri halkları değildi. Uzlaşma Devletleri memleketlerinde de savaşa karşıt olanların sayısı artmaya başlamıştı. Özellikle İngiltere'de işçiler arasında bir intikam savaşı sürdürülmesine katlanmak istemeyenlerin sayısı artmaktaydı. Bunları sakinleştirmek ve Alman tarafını gevşetmek için uzlaşmacılar yeni bir barış saldırısına geçtiler.<br />
Mütareke 27 Ekim'de Mondros'ta Agamemnon zırhlısında Amiral Galthrope ile Hüseyin Rauf (Orbay) Bey başkanlığındaki Türk heyeti arasında başlayan görüşmeler sonunda oluşturulmuş, antlaşma 30 Ekim'de imzalanmış, ertesi gün de yürürlüğe girmişti. Antlaşma hükümleri şöyle sıralanabilir: Kara ve deniz kuvvetlerinin silahsızlandırılması, Boğazların açılması ve kontrolü, boşaltılacak yerler, uzlaşmacıların güvenliği ile ilgili tedbirler. Bu genel başlıklar altındaki hükümlerin ayrıntıları da şöyleydi.<br />
I. Kara ve Deniz Kuvvetlerinin Silahsızlandırılması: Uzlaşma Devletleri'nce iç sınırların güvenliğini sağlamak için kararlaştırılacak sayıdaki kuvvetlerin dışında kalan kara kuvvetlerinin terhisi, aynı maksatla bırakılacak küçük gemilerin dışındaki savaş gemilerinin İtilafçılara teslim edilmesi, askerlikten ayrılacakların araç, gereç ve her çeşit silahların kullanılmasına dair uzlaşmacılar tarafından verilecek talimata uyulması<br />
II. Boğazların Açılması ve Kontrolü: Çanakkale ve Karadeniz Boğazlarının geçişe açılması ve bunların istihkamlarının Uzlaşma Devletleri askerlerine bırakılması Osmanlı sularında ve özellikle Karadeniz'de bulunan torpillerin ayaklanmasında Uzlaşma Devletleri'ne yardımda bulunulması.<br />
III. Boşaltılacak Yerler ve Teslim Olacak Kuvvetler: İran'ın Kuzeybatısı'ndaki kuvvetleri Antlaşma Devletleri derhal savaştan önceki sınırlar gerisine çekeceklerdi. Güney Kafkasya'da henüz boşaltılamayan yerler de Uzlaşma Devletleri'nce teslim olacaklardır. Kilik'yadaki kuvvetlerin 5. maddeye göre fazlası da geri çekilecektir. Trablus'ta ve Bingazi'de bulunan Osmanlı subayları İtalyan birliklerine teslim olacaklardır. Burada ve Mısır'da işgal altında bulunan limanlar da İtalyan birliklerine teslim edileceklerdir.<br />
VI. Uzlaşma Devletlerinin Denetimine Bırakılan Yerler: Toros tünelleri Uzlaşma Devletleri tarafından işgal edilecektir; telsiz, telgraf ve kablolar, bütün demiryolları, deniz ve kara ticaret araç ve gereçleri, iaşe nezareti işleri Uzlaşma Devletleri subay ve memurlarının denetiminde bulunacaklardır. <br />
V. Uzlaşma Devletleri'nin Faydalanmalarına Bırakılan Yerler: Osmanlıların ellerinde bulunan bütün limanlar ile deniz yerlerinden, tersanelerinden, akaryakıt mevcudundan ve deniz araçlarından Uzlaşmacı Devletler faydalanabileceklerdir.<br />
VI. Esirlerin ve Dost Devletler Personelinin Durumu: Uzlaşmacı Devletleri'nin savaş esirleri ile Ermeni esir ve tutukluları, kayıtsız şartsız olarak, İstanbul'da uzlaşmacılara teslim edilecek, Alman, Avusturya kara ve deniz, sivil, memur ve uyrukları Osmanlı memleketini terk edecekler.<br />
VII. Güvenlik Tedbirleri: Uzlaşmacılar, güvenliklerini gölgelendiren durumda herhangi sevkülceyş (stratejik) noktasını ele geçirmek hakkına sahip olacaklardır. Altı vilayette kargaşalık çıkması halinde vilayetlerin herhangi bir bölümün de işgal etme hakkına sahip olacaklardır.<br />
Yukarıdaki hükümlerinden de anlaşılacağı üzere Mondros Mütarekesi'nin karakteri Osmanlı İmparatorluğu'na son vermesi, İmparatorluk dışında kalan Türkiye'nin paylaşılmasına zemin hazırlanması ve Osmanlı Devleti'nin egemenliğini kısıtlaması noktalarında toplanabilir. Gerçek şudur ki, Mısır ve Kıbrıs, Birinci Dünya Savaşı'nın başında hukuk yönünden Osmanlı Devleti'nden ayrılmış, İngilizlerin eline geçmişti. Mütareke ile Arap memleketleri de fiilen Osmanlı egemenliğinden çıkmaktaydı. Dolayısıyla henüz usulüne göre imzalanmış bir barış antlaşması bulunmamakla beraber, Osmanlı İmparatorluğu artık tarihe karışmış görünümdeydi. Ortada sözü yalnız Türk topraklarında geçerli bir Osmanlı Devleti kalmıştı.<br />
Ne var ki, bundan böyle gerçek anlamıyla Türkiye adını taşıyacak bu topraklar da bir paylaşma konusu olacak duruma girmişti. İstanbul Boğazı ile Çanakkale Boğazı'nın işgali öngörülmekle Osmanlı başkenti de bu işgalin etkisi altına girmiş olacaktı. Mütareke, Anadolu'nun kuzeydoğusunda Osmanlı kuvvetlerinin savaştan önceki sınırlara çekileceğini saptamakla, Kars ve Ardahan'ı Türkiye sınırları dışında bırakıyordu. Mütarekenin Toros tünellerinin Uzlaşmacı Devletler kuvvetlerince işgal edileceği ve bunların kalan "Kilikya" terimi ile adlandırılan topraklardan Osmanlı askerlerinin geri çekileceği konusundaki hükümleri dikkate alınınca, Güneydoğu Anadolu'nun da Türkiye'den ayrılmasının kararlaştırılmış olduğu ortaya çıkıyordu. Nihayet Mütareke'nin güvenlik tedbirleriyle, Türkiye'de herhangi bir sevkülceyş önemi taşıyan bir noktasının ve özellikle Doğu Anadolu'nun altı vilayetinin de uzlaşmacılar tarafından işgal edilebileceğini içeren hükümleri de Türkiye topraklarının parçalanmasına delalet etmekten başka bir anlamla yorumlanamazdı.<br />
<br />
Antlaşmanın toprak hükümleri dışında kalan hükümlerinin tümünün devletin egemenliğine dokunur yanları vardı. Bunlar arasında özellikle silahsızlandırılan kara ve deniz kuvvetlerinin statüsü, haberleşme araçlarının, taşıt araçlarının, ticaret ve iaşe işlerinin bile Uzlaşmacı Devletler denetimi altına konması, Osmanlı Devleti'nin egemenliğinin ne derece kısıtlanmış olduğunu göstermeye yeterlidir.<br />
<br />
<br />
MONDROS ATEŞKES ANTLAŞMASI <br />
Antlaşma Görüşmeleri<br />
Birinci Dünya Savaşı’na Almanya, Avusturya-Macaristan ve Bulgaristan’ın oluşturduğu İttifak Devletleri Grubu’nda savaşa katılan Osmanlı Devleti’nin durumu 1918 yılına gelindiğinde pek iç açıcı değildi. 1911 yılından beri sürekli savaşmakta olan Osmanlı Devleti, son büyük savaşta insan ve malzeme kaynaklarının çoğunu tüketmek zorunda kalmış, devletin temel dayanağı olan Anadolu, sosyal ve ekonomik açıdan çökmüştü. Aktif iş gücünün askerlik hizmetinde bulunuyor olması nedeniyle üretim düşmüş, fiyatlar alabildiğine yükselmiş, yoksulluk artmıştı. Ekonomik çöküntü, sosyal çöküntüyü de beraberinde getirmiş; ordudan kaçan askerlerin gruplar halinde soygun, talan vb. suçları işlemesi nedeniyle devlet otoritesi kalmamıştı.<br />
Savaşın İttifak Devletleri grubunun aleyhine sonuçlanacağı 1918 yılının ortalarına doğru anlaşılmaya başlanmış; hatta Osmanlı Sadrazamı Talat Paşa, 3 Eylül 1918’de Avrupa’ya yaptığı seyahatinde müttefiklerin barış hakkındaki düşüncelerini öğrenmeye çalışmıştı. Ancak bu çabalardan bir sonuç alınamamıştı.<br />
1918 yılının Ekim ayından başlayarak; savaşta birlikte çarpıştığımız müttefiklerimiz, birer ateşkes antlaşması yapmak için değişik kanallardan İtilâf Devletleri’ne başvurmaya başlamışlardı. Bunun üzerine, Talat Paşa hükümeti 8 Ekim 1918’de istifa etmişti. 4 Temmuz 1918’de Osmanlı tahtına oturmuş olan Sultan Vahdettin, yeni hükümeti kurma görevini Tevfik Paşa’ya vermişti. Ancak, Tevfik Paşa’nın hükümet kuramaması üzerine hükümeti kurma görevi Ahmet İzzet Paşa’ya verilmişti.<br />
Ahmet İzzet Paşa, memleketin içinde bulunduğu kritik durumu göz önünde tutarak, vakit kaybetmeksizin, bütün gayreti ile bir ateşkes antlaşması imzalamak için çalışmalara başlamıştı. Çünkü İngilizler ve Fransızlar, Trakya’da yedi tümenlik yeni bir askerî kuvvet oluşturmaya başlamışlardı. Bu kuvvetlerin İstanbul ve boğazlar üzerine yürümesini önlemek isteyen İzzet Paşa, ateşkes çalışmalarını hızlandırmıştı. Hatta 5 Ekim 1918’de barış yapma isteğimiz A.B.D. Başkanı Wilson’a değişik yollardan iletilmiş, ancak olumlu bir cevap alınamamıştı.<br />
Ahmet İzzet Paşa, 19 Ekim 1918’de Mebusan Meclisinde okuduğu hükümet programında yapılacak bir antlaşmanın temel esaslarını ortaya koymaya çalışmıştı ve Wilson prensipleri çerçevesinde bir barış yapabileceğimizi belirtmişti.<br />
Ahmet İzzet Paşa Hükümeti’nin antlaşma yapma yollarını arayıp, bir türlü sonuç alamadığı sıralarda; Kutülammâre’de esir düşerek Büyükada’da esirlik günlerini geçiren İngiliz Generali Townshend, eskiden beri tanıdığı ve hükümette Bahriye Nazırlığı görevinde bulunan Rauf Bey’e bir mektup göndererek “esirliği süresince gördüğü hoş ve şerefli muameleye karşılık olarak, İngiltere ile görüşmelere başlandığı takdirde, Osmanlı Hükümeti’ne yardıma hazır olduğunu” bildirdi.<br />
İngiliz Generali sayesinde, Osmanlı Hükümeti’nce bulunmaz bir fırsat elde edildi. Çünkü, Hükümet, mütareke yapabilmek için çeşitli yolları denemiş, fakat olumlu bir sonuç alamamıştı. Bu nedenle Townshend’in teklifine sıcak bakılmış ve 17 Ekim 1918’de Sadrazam Ahmet İzzet Paşa, Bahriye Nazırı Rauf Bey ve General Townshend arasında bir görüşme yapılmıştı. İngiliz yetkililer ile görüşen General Townshend, bu girişimden olumlu sonuç almıştı.<br />
Diğer taraftan İngiliz Hükümeti de Osmanlı Hükümeti ile yapılacak bir ateşkes antlaşmasının sadece kendi temsilcilerinin katılacağı görüşmelerle yapılmasını istemekteydi. Bu nedenle, Osmanlı Devleti’nin ateşkes teklifini kabul etmiş ve Akdeniz Filosu Komutanı Vis Amiral Calthorpe’ye İngiltere adına ateşkes antlaşması görüşmelerini başlatması konusunda yetki vermişti. Amiral Calthorpe de Osmanlı Sadrazamı Ahmet İzzet Paşa’ya bir an önce Osmanlı delegelerinin ateşkes antlaşması için Mondros’a gönderilmesini isteyen bir mektup göndermişti.<br />
Mütarekenin İmzalanması ve Hükümleri<br />
Amiral Calthorpe’nin bu mektubu üzerine Padişah Vahdettin’le görüşen Sadrazam Ahmet İzzet Paşa, bir heyet hazırladı. Heyete Bahriye Nazırı Rauf Bey, Hariciye Müsteşarı Reşat Hikmet Bey, o zaman İzmir’de bulunan yarbaylardan Sadullah Bey seçildi.<br />
26 Ekim 1918’de Limni Adası’nın Mondros Limanına ulaşan heyetimiz, 27 Ekim 1918’de İngilizlerin meşhur Agemennon zırhlısında görüşmelere başladı. İlk oturumda -önceden Osmanlı heyetine verilmemiş olan- ateşkes antlaşması metni okunarak maddeleri üzerinde görüşmelere geçildi. Beş oturum olarak yapılan görüşmeler sonucunda, 30 Ekim 1918’de çalışmalar tamamlanmış ve antlaşma aynı gün akşam saat 20. 00’de imzalanmıştır.<br />
30 Ekim 1918 günü İtilâf Devletleri adına İngiliz Akdeniz Filosu Komutanı Vis Amiral Calthorpe ile Osmanlı Devleti adına Rauf, Reşat Hikmet ve Sadullah Bey’lerin imzaladıkları Mondros Ateşkes Antlaşması 25 maddeden oluşmaktaydı. <br />
Türk Milleti’nin kaderini büyük ölçüde etkileyen ve altı yüz yıllık Osmanlı Devleti’nin sonunu hazırlayan Mondros Ateşkes Antlaşması’nın en ağır maddeleri, ya da sık sık ihlâlinden şikayet edilen maddeleri şunlardır:<br />
Madde 1. Karadeniz’e geçiş için, Çanakkale ve Karadeniz Boğazlarının açılması ve Karadeniz’e geçiş güvenliğinin sağlanması için Çanakkale ve Karadeniz İstihkamlarının müttefikler tarafından işgali.<br />
Madde 5. Hudutların korunması ve iç güvenliğin sağlanması için, lüzum görülecek askerî kuvvetten fazlasının derhal terhisi (İşbu askerî kuvvetin sayısı ve durumu İtilâf Hükümetleri tarafından Devlet-i Aliye ile müzakere edildikten sonra kararlaştırılacaktır. )<br />
Madde 7. Müttefikler (İtilâf devletleri), güvenliklerini tehdit edecek durumda stratejik noktalarını işgal hakkına sahip olacaklardır.<br />
Madde 10. Toros Tünellerinin Müttefikler tarafından işgali.<br />
Madde 12. Hükümet haberleşmeleri dışındaki telsiz ve kablolar İtilâf devletleri memurları tarafından denetlenecektir.<br />
Madde 15. Bütün demiryollarına İtilâf kontrol subayları memur edilecektir.<br />
Madde 20. Beşinci madde gereğince terhis edilecek Osmanlı kuvvetlerine ait teçhizat, silah, cephane ve nakil vasıtalarının kullanma tarzına ait verilecek malumata riayet olunacaktır. <br />
Madde 21. İtilâf devletlerinin menfaatlerini korumak için İaşe Nezaretinde İtilâf mümessilleri bulunacak ve kendilerine bu yolda gerekli görülecek bütün bilgiler verilecektir.<br />
Madde 24. Vilayat-i Sittede (İngilizce metinde altı Ermeni vilayeti olarak geçen bu vilayetlerimiz şunlardı:Erzurum, Van, Harput, Diyarbakır, Sivas, Bitlis) karışıklık çıkması halinde bu vilayetlerin bir kısmının işgal hakkını İtilaf devletleri muhafaza ederler.<br />
İtilâf devletleri bu antlaşmaya, dış görünüşte Osmanlı Devletini ve Türk Milletini yok edici kayıtsız ve şartsız teslim hissini verecek açık hükümler koymaktan kaçınmışlardı. Buna karşın, savaş içinde aralarında imzaladıkları gizli paylaşım projelerinin ve antlaşmalarının uygulanabilmesi için de yoruma açık bir metin düzenlemişlerdi.<br />
Ateşkes Antlaşmasının imzalanmasını her iki hükümet de kendi açısından bir başarı saymıştı. Sadrazam Ahmet İzzet Paşa, Rauf Bey’e bir teşekkür yazısı yazmış ve ateşkes antlaşmasının onaylanması amacıyla Meslis-i Mebusan’da yaptığı konuşmada antlaşmanın ılımlı olduğunu söyleyerek, meclisin oy birliği ile antlaşmayı onaylamasını sağlamıştı. Diğer taraftan, İngiliz Savaş Kabinesi de 31 Ekim’de Calthorpe’ye görüşmeleri “kudret ve başarı ile yürüttüğü için” tebrik telgrafı göndermeye karar vermiş; Calthorpe’yi İngiltere’nin İstanbul’daki “Yüksek Komiserliğine” getirmiştir.<br />
Aslında antlaşma, Osmanlılar için, diğer müttefik devletlerin yaptıkları antlaşmalara bakarak daha hafif gibi görünüyorsa da, uygulamada Türk Milleti için bir felaket habercisi olmuştur. <br />
Mondros Ateşkes Antlaşması’nın Hükümlerinin Uygulanması ve İşgaller<br />
Antlaşmanın hükümlerinin esnek ve karmaşık olması bir çok güçlüklerin çıkmasına yol açmıştır. Bu şartlardan yararlanan İtilâf Devletleri, Osmanlı Devleti’ni parçalamak amacıyla önceden hazırladıkları gizli plânlarını artık açıkça uygulamaya koyabileceklerdi. <br />
Antlaşmanın imzalanmasından sonra İngilizler, Osmanlı topraklarını kolaylıkla işgal edebilmek için, öncelikle Osmanlı Ordusu’nun dağıtılmasını istemişlerdi. Bunun üzerine Ahmet İzzet Paşa Hükümeti, ordu komutanlarına yolladığı emirlerle, birliklerinin terhis işlemlerini başlatmalarını ve müttefik işgallerine tepki göstermemelerini istemişti.<br />
Ayrıca mütarekenin 7. maddesini kendi arzu ve amaçları doğrultusunda yorumlayan İtilaf devletleri Türk topraklarını işgale başladılar.1 Kasım 1918’de İngilizlerin, Türk olmayan halkın baskı altında olduğunu ileri sürerek Musul’un 20 km güneyinde bulunan Hamamalık’ı işgal ettiler. O bölgede bulunan 6. Türk Ordusu Komutanı Ali İhsan Paşa’nın bu işgali şiddetle protesto etmesine rağmen, İngiliz askerî kuvvetleri ilerlemeye devam ederek 3 Kasım 1918’de Musul’u işgal ettiler. İşgallere tepki gösteren Ali İhsan Paşa da görevden alınarak İstanbul’a çağrılmış ve tutuklanmış; bir süre sonra da diğer tutuklananlarla birlikte Malta’ya sürgüne gönderilmiştir.<br />
Ateşkes Antlaşmasının imzalandığı tarihte; yani 30 Ekim 1918’de Adana’da bulunan Yıldırım Ordu Grubu Komutanlığı’na atanmış olan Mustafa Kemal Paşa, Mondros Mütarekesinin maddelerine en sert tepkiyi gösteren kişilerden biri olmuştu. Mustafa Kemal Paşa, “bu hükümlerin aynen uygulandığı takdirde bütün vatanın işgal ve istila edilebileceği” gerçeğini görmüş ve bu konuda yetkilileri uyarmaya çalışmıştı.<br />
Musul’dan sonra İngilizlerin İskenderun’a asker çıkaracaklarını ve şehri işgal edeceklerini öğrenen Mustafa Kemal Paşa, buna oldukça sert bir tepki gösterdi. Sadrazam Ahmet İzzet Paşa’ya gönderdiği telgraflarda, bu işgallerin haksız olduğunu, İskenderun’a çıkacak İngiliz kuvvetlerine karşı mücadele edeceğini bildirdi. Bunun üzerine telaşlanan Ahmet İzzet Paşa, İngilizlerle olan ilişkinin tekrar bir çatışmaya dönmemesi için Yıldırım Ordu Grubu’nu görevden aldı. Yetkisiz ve makamsız kalan Mustafa Kemal Paşa, İstanbul’a çağrılmıştı. Bu nedenle 7 Kasım 1918’de de İstanbul’a gitmek üzere trenle Adana’dan ayrıldı.<br />
Mustafa Kemal Paşa’nın İstanbul’a gelmesinden sonra İngilizler İskenderun’u 9 Kasımda işgal ettiler.<br />
6 Kasım’da Çanakkale’ye gelen bir İngiliz Heyeti ile yapılan protokol ile, burada bulunan Türk askerî birliklerinin İstanbul’a gönderilmesi kararlaştırılarak, silah ve cephaneler uygun depolara yığıldı. Boğazları teslim almak amacıyla, 10 Kasım 1918’de İngilizler Çanakkale’ye girdiler ve şehri işgal ettiler.<br />
Diğer taraftan 9-12 Kasım 1918 tarihleri arasında 73 parça savaş gemisinden oluşan İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunan savaş gemileri Çanakkale Boğazı’ndan geçerek, 13 Kasım 1918 günü İstanbul önlerine geldi ve Dolmabahçe önlerine dizildi. Böylece Osmanlı Devleti’nin başkenti olan İstanbul fiili bir işgale maruz kaldı.<br />
Bir İtilâf devletleri donanması da İzmir limanı önlerine gelmişti. İzmir’de bulunan 8. Türk Ordusu Komutanı Nurettin Paşa direnmek için kuvvetlerinin takviye edilmesini İstanbul’dan istemişti. Ancak, Harbiye Nezareti bunu da kabul etmedi ve kuvvetlerin terhisinde ısrar etti. İzmir’e giren İtilaf Donanması burada “Abluka ve seyrüsefer Kumandanlığını” kurdular.<br />
Aralık 1918’de de Fransızlar, Dörtyol, Mersin, Osmaniye ve Adana’yı işgal ettiler. İngilizler ise Batum, Antep, Konya istasyonunu, Ocak ve Şubat 1919’da ise Maraş ve Bilecik, Mart’ta Samsun ve Merzifon ile Urfa’yı, Nisan’da ise Kars’ı işgal ettiler.<br />
İtalyanlara gelince, onlar başlangıçta işgaller için acele etmemişlerdi. Ancak Paris Barış Konferansı ‘nda Yunanistan lehine olan gelişmeleri görünce 28 Mart 1919’da Antalya, 4 Mayıs’ta Kuşadası, 11 Mayıs’ta da Fethiye, Bodrum ve Marmaris’i işgal ettiler. Konya ve Akşehir’e kuvvet gönderdiler.<br />
Antlaşmanın hükümlerine aykırı olarak yapılan bu işgallerin yanı sıra; İngiliz Dışişleri Bakanı Lord Curzon’un, İngiliz Avam Kamarası’nda yaptığı bir konuşmada “Kürt, Arap, Ermeni, Rum ve Yahudilerin Türk egemenliğinden kurtarılacağını” söylemesi, İtilaf devletlerinin gerçek niyetlerini ortaya koyuyordu. İngilizler, azınlıkların bağımsızlıklarına yönelik sözler vererek onların Türklere karşı cephe almalarını sağladılar. Türklere esaret dolu bir hayat hazırlıyorlardı. Bunun bir an önce gerçekleşmesi için de işgallere hız verdiler.<br />
Mütarekenin imzalanmasından 15 Mayıs 1915 tarihinde İzmir’in işgaline kadar gerçekleşen işgaller şu sırayı takip etti:<br />
-Fransızlar 11 Aralık 1918’de Dörtyol’u, 17 Aralık 1918’de Mersin’i, 26 Aralık 1918’de Pozantı’ya kadar bütün Adana vilayetini, 3 Şubat 1919’da Çiftehan’ı, 16 Nisan 1919’da Afyonkarahisar istasyonunu;<br />
-İngilizler 24 Aralık 1918’de Batum’u, 13 Ocak 1919’da Karkamış’ı, 23 Ocak 1919’da Konya İstasyonu’nu, 22 Şubat 1919’da Maraş’ı, 27 şubat 1919’da Bilecik’i, 24 Mart 1919’da Urfa’yı, 13 Nisan 1919’da Kars’ı işgal etmişlerdi. İngilizler, ayrıca 9 Mart 1919’da Samsun’a asker çıkarmışlar ve bir kaç gün sonra Merzifon’a bir kıta göndermişlerdi.<br />
-İtalyanlar 28 Mart 1919’da Antalya’yı, 4 Mayıs 1919’da Kuşadası’nı, 11 Mayıs 1919’da Fethiye’yi, Bodrum ve Marmaris’i işgal ettiler. İtalyanlar, ayrıca 2 Nisan 1919’da Konya’ya bir tabur ile 14 Mayıs 1919’da Akşehir’e bir müfreze yerleştirdiler.<br />
-Yunanlılar ise 9 Ocak 1919’da Uzunköprü-Hadimköy Demiryolu’nu; İngiliz-Fransız birlikleri de 1 şubat 1919’da Turgutlu-Aydın Demiryolu’nu işgal ettiler.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Birinci Dünya Savaşı]]></title>
			<link>http://www.osstime.com/showthread.php?tid=4296</link>
			<pubDate>Fri, 27 Aug 2010 05:52:58 +0300</pubDate>
			<dc:creator>brunettesign</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.osstime.com/showthread.php?tid=4296</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #9370DB;">Savaşın Başlaması:<br />
Avusturya-Macarıstan İmparatorluğu veliahtının, Saraybosna’yı ziyareti sırasında bir sırp milliyetçisi tarafından öldürülmesi savaşı başlatan bir kıvılcım olmuştur.<br />
Avusturya-Macaristan imparatorluğu, olayda suç lu gördüğü Sırbistan Krallığı’na savaş açınca, bu dev letin koruyucusu Rusya, Sırbistan’ın yanında savaşa girdi. Fransa da Rusya’yı destekledi. Avusturya – Ma caristan İmparatorluğu’nun bağlaşığı olan Almanya da Rusya ve Fransa’ya savaş açtı.<br />
Bu savaşa “Dünya Savaşı” denilmesinin sebebi, savaşa katılan devletlerle yanında tüm dünya devlet leri, bu savaştan ve savaşın sonuçlarından etkilenmiş olmalarıdır.<br />
Savaşın başlamasıyla Almanlar, Belçika üzerin den Fransa’ya ve Doğu’da da Rusya’ya saldırdılar. Ruslara karşı başarı sağladılarsa da, Fransa’da Marn Hattı’ndan öteye ilerleyemediier.<br />
<br />
OSMANLİ DEVLETİNİN I. DÜNYA SAVAŞI’NA GİRMESİNİN NEDENLERİ:<br />
a) Osmanlı Devleti’nin Almanya’nın yanında sa vaşa girerek son zamanlarda kaybettiği yerleri geri almak istemesi (En etkin sebep).<br />
b) Ülkeyi yöneten İttihat ve Terakki Partisi’nin sa vaşı Almanya’nın kazanacağına inanması<br />
c) Son savaşlarla İngiltere ve Fransa’ya güvenile meyeceğinin anlaşılması<br />
d) Almanya’ya karşı duyulan sevgi<br />
e) Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ile Rusya Balkanlara egemen olma yönünden siyasi bir çekiş me içindeydiler. Rusya Panslavizm propagandası ya parak siavları nüfusu altına almak istiyordu. Balkan larda Rusların egemen olmasını istemeyen Almanya Avusturya-Macaristan imparatorluğunu destekliyor du.<br />
f) İtalya’nın da birliğini tamamladıktan sonra (1870) sanayisini geliştirmek için sömürgeciliğe yö­nelmesi Fransa ve İngiltere ile karşı karşıya gelmesi ne neden oldu.<br />
Savaş başladığı zaman Osmanlı Devletî taraf sızlığını ilan ettiği halde Almanya, II. Abdülhamit dö­neminden bu yana Osmanlı Devteti’ne karşı yaptığı yardım ve yakınlaşmaya dayanarak Osmanlı Devieti’ni Birinci Dünya Savaşı‘na sokmak istiyordu.<br />
Osmanlı Devleti, Almanya’nın yanında savaşa gi recek olursa:<br />
<br />
a) Almanya’nın Batı’da cephe yükü azalacak ve buradaki düşman güçleri doğuya kaydırılacaktır.<br />
b) Boğazlar, üçlü itilaf devletlerine kapatılmış ola caktı.<br />
c)  Savaş geniş bir alana yayılacaktı.<br />
d) Osmanlı padişahı, halife sıfatıyla bir “Kutsal Savaş” başlatabilir ve müslüman oian İngiliz sömür­gelerinde karışıklık çıkarabilirdi.<br />
e) Türk askerlerinin, askerlik yeteneklerinden yararlanabilinecekti.<br />
<br />
Osmanlı Devleti‘nin savaşa girmesi, üçlü itilaf dev letlerini de sevindirdi. Çünkü, savaş sonrası yağma lamayı tasarladıkları ve galip devletlere vermeyi vaadettikleri ülke, kendi isteğiyle ellerine düşmüş oluyor du.<br />
Bu arada Akdeniz’de İngiliz ve Fransız donanma larının önünden kaçan GOBEN (Yavuz) ve BRESLAV (Midilli) adında iki Alman gemisi Çanakkale Boğazı’nı geçerek Osmanlı Devleti’ne sığındı. Hükümet, ta rafsızlığını bozmamak için bu gemileri satın aldığını söyledi.<br />
Türkleri, bir an önce savaşa sokmak isteyen Al manya’nın baskısıyla ve İttihat ve Terakki Cemiyeti’ nin başı ENVER PAŞA’nın isteği üzerine bu iki gemi Karadeniz’e çıkarak Rus limanlarını topa tuttular. Böylece Osmanlı Devleti Kasım 1914&#8242;te savaşa gir miş oldu.<br />
<br />
BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI’NDA OSMANLI DEVLETİ’NİN SAVAŞTIĞI CEPHELER:<br />
<br />
a) Çanakkale Cephesi (Çanakkale Savaşı)<br />
b) Kafkasya Cephesi<br />
c) Suriye, Filistin Cephesi<br />
d) Irak Cephesi<br />
e) Sina Cephesi (Kanal Cephesi)<br />
f) Romanya ve Galiçya Cephesi<br />
g) Makedonya Cephesi (bağlaşıklar yararına savaşılmıştır.)<br />
<br />
I. DÜNYA SAVAŞI SONUNDA İMZALANAN ANTLAŞMALAR:<br />
<br />
a) Almanya ile VERSAY ANTLAŞMASI ”<br />
b) Avusturya ile SEN JERMEN ANTLAŞMASI<br />
c) Macaristan ile TRİYANON ANTLAŞMASİ<br />
d) Bulgaristan ile NÖYYİ ANTLAŞMASI<br />
e)  Osmanlı Devleti ile SEVR ANTLAŞMASİ<br />
1. Dünya Savaşı‘nda müslüman “ARAP”ların İngi lizlerin kışkırtmasıyla onlarla birleşerek Osmanlı Dev leti’ne saldırması, İslâm dünyasında Abbasilerden bu yana var olan “ÜMMETÇİLİK” anlayışının tarihe ka rışmasına neden olmuştur.<br />
<br />
Birinci Dünya Savaşının Sonuçları<br />
<br />
* En Önemli ve En Somut Sonuç: “Milyonlarca insan öldü.”<br />
* Savaş İtilâf Devletlerinin zaferi ile sona erdi.<br />
* . (Osmanlı İmp. Avusturya – Macaristan, Çarlık Rusya)<br />
* Avrupa’nın siyasi haritası değişti. Avusturya, Macaristan, Yugoslavya, Polonya, Macaristan devletleri kuruldu.<br />
* Yönetim şekli değişen Almanya’da cumhuriyet ilân edildi.<br />
* Fabrikalar, kültür ve sanat eserleri tahrip oldu.<br />
* Açlık ve sefalet başladı.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #9370DB;">Savaşın Başlaması:<br />
Avusturya-Macarıstan İmparatorluğu veliahtının, Saraybosna’yı ziyareti sırasında bir sırp milliyetçisi tarafından öldürülmesi savaşı başlatan bir kıvılcım olmuştur.<br />
Avusturya-Macaristan imparatorluğu, olayda suç lu gördüğü Sırbistan Krallığı’na savaş açınca, bu dev letin koruyucusu Rusya, Sırbistan’ın yanında savaşa girdi. Fransa da Rusya’yı destekledi. Avusturya – Ma caristan İmparatorluğu’nun bağlaşığı olan Almanya da Rusya ve Fransa’ya savaş açtı.<br />
Bu savaşa “Dünya Savaşı” denilmesinin sebebi, savaşa katılan devletlerle yanında tüm dünya devlet leri, bu savaştan ve savaşın sonuçlarından etkilenmiş olmalarıdır.<br />
Savaşın başlamasıyla Almanlar, Belçika üzerin den Fransa’ya ve Doğu’da da Rusya’ya saldırdılar. Ruslara karşı başarı sağladılarsa da, Fransa’da Marn Hattı’ndan öteye ilerleyemediier.<br />
<br />
OSMANLİ DEVLETİNİN I. DÜNYA SAVAŞI’NA GİRMESİNİN NEDENLERİ:<br />
a) Osmanlı Devleti’nin Almanya’nın yanında sa vaşa girerek son zamanlarda kaybettiği yerleri geri almak istemesi (En etkin sebep).<br />
b) Ülkeyi yöneten İttihat ve Terakki Partisi’nin sa vaşı Almanya’nın kazanacağına inanması<br />
c) Son savaşlarla İngiltere ve Fransa’ya güvenile meyeceğinin anlaşılması<br />
d) Almanya’ya karşı duyulan sevgi<br />
e) Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ile Rusya Balkanlara egemen olma yönünden siyasi bir çekiş me içindeydiler. Rusya Panslavizm propagandası ya parak siavları nüfusu altına almak istiyordu. Balkan larda Rusların egemen olmasını istemeyen Almanya Avusturya-Macaristan imparatorluğunu destekliyor du.<br />
f) İtalya’nın da birliğini tamamladıktan sonra (1870) sanayisini geliştirmek için sömürgeciliğe yö­nelmesi Fransa ve İngiltere ile karşı karşıya gelmesi ne neden oldu.<br />
Savaş başladığı zaman Osmanlı Devletî taraf sızlığını ilan ettiği halde Almanya, II. Abdülhamit dö­neminden bu yana Osmanlı Devteti’ne karşı yaptığı yardım ve yakınlaşmaya dayanarak Osmanlı Devieti’ni Birinci Dünya Savaşı‘na sokmak istiyordu.<br />
Osmanlı Devleti, Almanya’nın yanında savaşa gi recek olursa:<br />
<br />
a) Almanya’nın Batı’da cephe yükü azalacak ve buradaki düşman güçleri doğuya kaydırılacaktır.<br />
b) Boğazlar, üçlü itilaf devletlerine kapatılmış ola caktı.<br />
c)  Savaş geniş bir alana yayılacaktı.<br />
d) Osmanlı padişahı, halife sıfatıyla bir “Kutsal Savaş” başlatabilir ve müslüman oian İngiliz sömür­gelerinde karışıklık çıkarabilirdi.<br />
e) Türk askerlerinin, askerlik yeteneklerinden yararlanabilinecekti.<br />
<br />
Osmanlı Devleti‘nin savaşa girmesi, üçlü itilaf dev letlerini de sevindirdi. Çünkü, savaş sonrası yağma lamayı tasarladıkları ve galip devletlere vermeyi vaadettikleri ülke, kendi isteğiyle ellerine düşmüş oluyor du.<br />
Bu arada Akdeniz’de İngiliz ve Fransız donanma larının önünden kaçan GOBEN (Yavuz) ve BRESLAV (Midilli) adında iki Alman gemisi Çanakkale Boğazı’nı geçerek Osmanlı Devleti’ne sığındı. Hükümet, ta rafsızlığını bozmamak için bu gemileri satın aldığını söyledi.<br />
Türkleri, bir an önce savaşa sokmak isteyen Al manya’nın baskısıyla ve İttihat ve Terakki Cemiyeti’ nin başı ENVER PAŞA’nın isteği üzerine bu iki gemi Karadeniz’e çıkarak Rus limanlarını topa tuttular. Böylece Osmanlı Devleti Kasım 1914&#8242;te savaşa gir miş oldu.<br />
<br />
BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI’NDA OSMANLI DEVLETİ’NİN SAVAŞTIĞI CEPHELER:<br />
<br />
a) Çanakkale Cephesi (Çanakkale Savaşı)<br />
b) Kafkasya Cephesi<br />
c) Suriye, Filistin Cephesi<br />
d) Irak Cephesi<br />
e) Sina Cephesi (Kanal Cephesi)<br />
f) Romanya ve Galiçya Cephesi<br />
g) Makedonya Cephesi (bağlaşıklar yararına savaşılmıştır.)<br />
<br />
I. DÜNYA SAVAŞI SONUNDA İMZALANAN ANTLAŞMALAR:<br />
<br />
a) Almanya ile VERSAY ANTLAŞMASI ”<br />
b) Avusturya ile SEN JERMEN ANTLAŞMASI<br />
c) Macaristan ile TRİYANON ANTLAŞMASİ<br />
d) Bulgaristan ile NÖYYİ ANTLAŞMASI<br />
e)  Osmanlı Devleti ile SEVR ANTLAŞMASİ<br />
1. Dünya Savaşı‘nda müslüman “ARAP”ların İngi lizlerin kışkırtmasıyla onlarla birleşerek Osmanlı Dev leti’ne saldırması, İslâm dünyasında Abbasilerden bu yana var olan “ÜMMETÇİLİK” anlayışının tarihe ka rışmasına neden olmuştur.<br />
<br />
Birinci Dünya Savaşının Sonuçları<br />
<br />
* En Önemli ve En Somut Sonuç: “Milyonlarca insan öldü.”<br />
* Savaş İtilâf Devletlerinin zaferi ile sona erdi.<br />
* . (Osmanlı İmp. Avusturya – Macaristan, Çarlık Rusya)<br />
* Avrupa’nın siyasi haritası değişti. Avusturya, Macaristan, Yugoslavya, Polonya, Macaristan devletleri kuruldu.<br />
* Yönetim şekli değişen Almanya’da cumhuriyet ilân edildi.<br />
* Fabrikalar, kültür ve sanat eserleri tahrip oldu.<br />
* Açlık ve sefalet başladı.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[yardım lütfen =(]]></title>
			<link>http://www.osstime.com/showthread.php?tid=4295</link>
			<pubDate>Wed, 25 Aug 2010 17:18:11 +0300</pubDate>
			<dc:creator>b.mLs</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.osstime.com/showthread.php?tid=4295</guid>
			<description><![CDATA[hangi dergi daha iyi sizce?uğur mu final mi? birine abone olucam ama hangisine olmalıyım bi fikir verebilirmisiniz?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[hangi dergi daha iyi sizce?uğur mu final mi? birine abone olucam ama hangisine olmalıyım bi fikir verebilirmisiniz?]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>